HER YERDE SENİ ARADIM

Sana postayla gönderilen defteri okuduktan sonra önünde iki şık belirecekti. Ya hiç ilgilenmeyecektin ya da beni merak edip aramaya başlayacaktın. Belli ki ikinci şıkkı tercih etmişsin. Ne güzel!
Sensiz geçen ömrümden izler taşıyor bu defter. Deneyimlerim, gözlemlerim, duygularım, düşüncelerim var içinde.
Bir sıra gözetmedim. İçimden ne zaman ve nasıl gelirse öylece yazdım. Bazen kendimi anlattım, bazen başkalarını. Ne söylemişsem sana söylemişimdir, senin bilmen içindir.
Kendime hitap ederken bile dinleyenin sen olduğunu düşündüm. Üslupları farklı da olsa her parçasına kendimden bir koku, bir ses, bir nefes bıraktım.

Biliyorum, her fani gibi ben de silinip gideceğim yeryüzü sayfasından. Bunu düşündüm de bir yadigâr, bir iz bırakayım istedim.
Ömür defterimden sayfalar… Hasret ve firkat denizinden dalgalar… Selden arta kalan bir avuç kum… Ruh yangınlarımdan bir tutam kül…
Hayatıma tanıklık edecek bunlar. Okursan bileceksin ki, ben de yaşadım. Ben de düşündüm, duygulandım, sevdim, özledim.
Benim de acı tatlı günlerim oldu. Parlayan güne, kararan geceye tanıklık ettim. Yağan bahar yağmurlarını, gülümseyen badem çiçeklerini, ışıldayan yaz meyvelerini, solan güz güllerini, dökülen hazan yapraklarını gördüm.
Muhabbeti, aşkı, firakı, hasreti, hüznü tattım. Kavuşmak nasip olmayınca derin ıstıraplar, elemler, acılar çektim.
Kalbin ses vermeyince kalbime, sensiz ama seninle geçen ömrüm hasretli bir hayal ve esefli bir rüya oldu.