SONRA BİR GÜN O GELDİ

Hikmet sarayına onun kapısından girilir. Teslimiyet bahçesine onun yolundan gidilir. Rıza mertebesine onun miracıyla çıkılır. Hakikat ilmi onunla elde edilir. Hakiki iman onun sayesinde kazanılır. Allah onunla tanınır. Muhabbet nuru onunla parlar. Akıllarına güvenip onun nurundan mahrum kalanlar, dalalet bataklıklarında debelenir dururlar.

Evet, onun yolunu yol edinen kurtuldu. Zira o yaşayan Kurán idi. Vahyin birinci muhatabıydı. Müfessirlerin ilkiydi. İbadetin zirvesindeydi. Takvada en ileriydi, ahlakın en güzeline sahipti. Bizzat Rabbi tarafından terbiye edilmişti. Emsalsiz ilmini ondan alıyordu. Kendisi de halka eşsiz bir mürebbi oldu. İnsanlık amellerin en mutedilini onda gördü. Hakiki fazileti onunla anladı. Merhameti, şefkati, feragati onunla tanıdı. İhlası, sabrı, şükrü ondan öğrendi. 

Ve ondan bize iki şey kaldı: Kitap ve Sünnet. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunların önemini bildirmek üzere 'Şüphesiz, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da benim yolumdur' buyurdu. Bu söze kulak verenler, onun getirdiği nur ile nurlandılar, karanlık iklimlerde birer hidayet kandili oldular. Medeni milletlere üstatlık ettiler.