HER ŞEY ÂNINI BEKLER


"Kaderi konuşmak kesinlikle yasakmış. Dindar dayım öyle dedi. Yanıt vermedi sorularıma. Hadis varmış. “Kaderi konuşmayın” diyormuş. Fakat ben konuşmak istiyorum. Zihnim bulanık. Sorularım var. Kuşkularımı gidermem gerek."

Evet, öyle bir rivayet var. "Kaderi tartışma konusu yapanlarla ne oturun ne de bu konuyu konuşun" diyor.
İnsanın yararına olan bir uyarıdır bu. Zira kader konusu ince ve derin sırlarla dolu. Herkes her meselesini tam anlamaz, anlamayınca şüpheye düşer.
Şüphe ise zamanla kalbi çürütür, insanı küfre kadar götürür. Hadis, ekseriyetin imanını muhafaza için varit olmuştur.

Fakat günümüzde kaderi ‘tartışma konusu’ yaparak müminlerin zihninde kuşkular uyandıran pek çok insan var.
Eskiden sınırlı sayıda dinleyicinin huzurunda ehil kimseler tarafından konuşulan meseleler, şimdi medya vasıtasıyla milyonların önüne çıkarıldı.
Uluorta yapılan tartışmalarla safi zihinler bulandırıldı. Tatmin edici cevapları verilmeyen sorular ruhları yaralıyor.
Yıllardır bu konuda yazılmış kitapları okuyorum.  ‘Kader Risalesi’ derdime deva oldu. Hayata, olaylara bu önemli eserin verdiği zaviyeden bakmaya başladım.
Kader meselesinde pek çok insanın ciddi soruları olduğunu gördüm.
Yokmuş gibi davranamazdım. İnancı sarsan meseleleri tamamen asli kaynaklardan yararlanarak açıklamanın bir zaruret olduğuna inanıyorum. Bu nedenle bilgilerimi paylaşmaya karar verdim.
Hiç şüphesiz, imanı korumak her şeyden daha önemlidir. İmanla ölen kişi azap çektikten sonra cennete dönecek, oysa imansız ölen kişi ebediyen cehennemde kalacak.
Madem merak ediyorsun, ‘kaderi tartışma konusu yapmaksızın kaderle ilgili kitaplar yazan’ âlimleri kendimize model alarak konuşabiliriz.
Usulüne uygun biçimde hakikati arayabiliriz. Bulgularımı seninle paylaşırım. Dilerim sana ve bana şifa olur.