GİZEMLİ GÖLGELER ÜLKESİ

Bir yaz günüydü. Parka gitmiş, bir ağacın altına oturmuştum. Biraz ileride iki adam vardı. Yanlarında getirdikleri termostan çay doldurmuş içiyorlar ve aralarında sohbet ediyorlardı. Sesleri bana kadar geliyordu.
Konuşmaları ilgimi çekti. ‘Deli Filozof’ diye andıkları bir adamdan söz ediyorlardı. Esmer benizli ve yaşlı olan adam, daha genç olana bilgi veriyordu. 
Felsefi konular hakkında doymaz bir merakım vardı. Daha bir dikkatle dinlemeye başladım. Sesleri inişli çıkışlı olduğu için bazı sözleri anlayamıyordum.
Cesaretimi toplayarak yanlarına gittim. 'İstemeden de olsa konuşmalarınızı dinledim. Deli Filozof diye birinden söz ettiniz. Kimdir bu adam? Nasıl biridir?' diye sordum.

Esmer adam, beni dikkatle süzdükten sonra dedi ki: 'Hakkında bir sürü şey anlatılıyor. Kimse yakından görmemiş onu. Yanına gidip konuşan da yok. Kimi deli diyor, kimi filozof. Deli Filozof denmesinin sebebi bu. Belki de söylenenlerin hepsi efsane.'
'Gerçekten böyle biri var mı? Kimse yakından görmemiş ve konuşmamışsa var olduğunu nereden biliyorsunuz?'
'Uzaktan görenler varmış. Bazı oduncular, çobanlar, avcılar falan gördüklerini söylemişler. Beyaz giysili bir adammış.'
'Bu kadar mı?'
'Bir de, geceleri harap kasabanın ortasında bir ışık yanıyormuş. Gündüz gidip bakanlar orada kimseyi bulamamışlar.'
'Nerede bu ıssız kasaba?'
'Bak, şu dağları görüyor musun, işte oralarda bir yerde. Ürkütücü bir harabe. Eskiden Hıristiyanlar yaşarmış. Taş binaların kalıntıları var. Kimse gitmek istemez.'
'Neden?'
'Korkarlar. Geceleri hayaletler dolaşıyormuş. Tuhaf sesler duyuluyormuş. Ben gitmedim ama gidenlerden dinledim. Uzaktır. Düzgün bir yolu yoktur.'
'Bu adam nasıl gitmiş oraya?'
'Bilmiyorum. Adamın tılsımlı olduğunu söylüyorlar. Hayaletler tılsımlı olana zarar veremezlermiş.'
Esmer ve arkadaşı bir süre sonra sonra gittiler. Ben de yüksek dağlara, tepelere bakarak o ilginç adamı düşündüm.
Merakım büyüdü. Ne yapıp edip o ıssız kasabaya gitmeye, işin aslını öğrenmeye, eğer öyle biri varsa onunla konuşmaya karar verdim.
...
Bu kitapta bastığı yeri titreten devlerin, kan grubu ayırt etmeyen vampirlerin, kollarını kaldırıp gözlerini belerterek yürüyen zombilerin, oraya buraya uçuşan hayaletlerin, alev saçan ejderhaların, kısacası “Tu destur!” dediğin bütün o öcülü böcülü mevzuların gerçek öyküsünü okuyacaksın…Ayrıca kimlerin kara büyü yaptığını, tarihte adı geçen vampirsavarların vampirleri nasıl savdığını, cadılığın sadece fettanlık alameti olmadığını göreceksin. Masallarda, efsanelerde, mitolojide, dizilerde, filmlerde adı geçen vampirler, cadılar, zombiler, hayaletler vesaire gerçek mi yoksa hepsi uydurma mı? Oku ve sen karar ver!