ANNE NEDEN KEDİLERİN ELLERİ YOK?

Uyanır uyanmaz yanıma geldi. Benimle konuşmak istedi. “Bana deli diyorlar, biliyorsun” diye başladı söze. “Deli miyim, bilmiyorum. Belki öyleyim. Beni buraya getirdiler. Umursamadım. Nerede yaşadığımın önemi yok.
Tamam, diyelim deliyim. Deliler de insan. Saygı lazım. Onların da özel alanları var. En azından benim öyle. Sırlarım… Sırları… İnsan biraz da sırlarıdır.
Doktorlar sürekli soruyor, durmadan zorluyorlar… Yine de içimden geçenleri söylemiyorum. Yoruyorlar beni. Yorgunum. Sıkılıyor, başka şeyler anlatıyorum.
İnsanı makine sanıyorlar. Bozuldu, hadi tamir edelim. İnsanım ben, insan! Hayallerim, duygularım var. Hem, anılara da saygı gösterilmeli. Saygı, evet.

Bu defterde insan var. İnsanlar var… İnsan katmanlardan oluşur. Hep kendinle yaşarsın ama kendini hiçbir zaman tamamen tanıyamazsın. Bir tek benin içinde nice benler vardır.
Bir de hatıralar... Hayat parçaları... Yaşamdan süzülmüş damlalar… Kaynaktan haber veren sızıntılar… Bilinmez bir yerlerden geliyor… Yazılmış ya da yazdırılmış.
İnsan kendine kızar, kendini sever. Kendine bir şeyler verir, kendinden bir şeyler alır. Kendisiyle konuşur. Ben kimim, kendim dediğim kim? Bilinmezlerle doluyuz.
İçimde yüzler var. Kimini tanırım, kimini tanımam. Bir defter… Benden veya ondan hediye... Bir yadigar… Başkası için ne anlam ifade eder bilmem. Benim her şeyim.”
Onun bu kadar uzun konuşmasına şaşıp kalmıştım. Benimle senli benli konuşması da ilginçti. Dikkatle gözlerime bakıyordu söz söylerken.
Ben de onunkine bakabildim. Koyu kahverengiydi bu gözler. Derin kuyuları andırıyordu. Hüzün, kuşku, pişmanlık, sorgu vardı içlerinde. Belki de bana öyle geldi.
Bir süre susup sözlerinin bendeki tesirini ölçtükten sonra “Sana güveniyorum” dedi.
“Teşekkür ederim” diye karşılık verdim.
“Senden bir ricam var, yapar mısın?”
“Yapabileceksem, elbette.”
Bir kutsal emaneti teslim eder gibi elime verdi değerli defterini.
“Sende kalsın. Ben arada bir gelir alır, sonra tekrar sana veririm” dedi.
“Tamam” dedim.
“Bazen kendimde olamıyorum. İlaçların etkisi sanırım. Sen benim adıma göz kulak ol.”
“Peki.”
“Bir ricam daha var.”
“Nedir o?”
“Defterdeki yazıları asla okumayacaksın. Asla! Bu konuda bana söz vermelisin.”