SENSİZ AMA SENİNLE

Kızıl saçlı güzel kadın, bir zamanlar sevdikleri ve sevenleriyle dolu olan bu evde şimdi yalnızdı.
Kalbinde bir daralma hissedince bahçeye çıktı. Patika yolu takip ederek havuza kadar yürüdü.
Bir ıhlamur ağacının altına oturdu. Ellerini yere koyup kollarını destek yaparak gökyüzünü seyretti bir süre.
Güneş guruba meyletmiş, batı tarafında ay bir erkenci yıldızla birlikte belli belirsiz görünür olmuştu.
Tepeleri altın sarısı ağaçların gölgeleri uzamış, çimenleri kaplamıştı.
Havuza akan suyun şırıltısını dinlerken kalbini akşamın hüznü kapladı. Hatıraları canlandı.

Henüz küçük bir çocukken kuzenleriyle birlikte tasasız koşar oynardı bu bahçede. Etrafına baktı, mazi insanlarını hayalen görür gibi oldu.
Uzun süredir peşini bırakmayan bir ruh gurbetini daha sık yaşamaya başlamıştı son günlerde.
Efkârlı zamanlarında kendini bahçenin derin sükununa bırakıyor, geçmişi hatırlıyor, şimdiyi unutmaya çalışıyordu.
Hayal aynasına yansıyan görüntüleri seyrederken firkat yüklü bir rüzgâr esti.
Kadının saçları dalgalandı. Başının üstündeki yapraklar hışırdadı. Etrafa ıhlamur kokusu yayıldı. Havuzdaki su ürperdi.
Yere sırtüstü uzandı. Gür saçlarını koyu yeşil çimenlere sereserpe yaydı. Ellerini narin boynunun altında kenetledi. Nemli gözleriyle gökyüzünü süzdü bir süre.
Derin bir nefes alıp verdikten sonra, melâl yüklü bir sesle, “Uzaklarda bir yerde, kim bilir nerede, beni seven biriyle daha mutlu, daha huzurlu olabilirdim” diye mırıldandı.
Bir ayak sesi duyunca, ince kaşlarını birbirine yaklaştırıp, geniş alnını birazcık kırıştırarak dikkatle dinledi.
Bahçe kapısı tarafından geliyordu ses.
Demir kapı gıcırdadı. Biri girmiş olmalıydı. Hemen ayağa kalktı. Sesin geldiği tarafa doğru yürüdü.
Kapıda genç bir adamla karşılaştı.
“Buyurun, kime bakmıştınız?”
“Bir paket getirdim.”
Kadın paketi aldı, üstündeki yazıları okudu. Kendi ismini gördü.
“Size mi?” diye sordu adam.
“Evet.”
“Teslim aldığınıza dair imzanız gerekiyor.”
Belgeyi imzaladı.
Bir yayınevinin adresi vardı ‘gönderen’ kısmında. Şahıs ismi yazılmamıştı. Kadını bir merak sardı.
Kimdendi bu paket? Ne vardı içinde? Bu hüzünlü akşamüzeri vaktinde gelmesinin özel bir anlamı var mıydı?
Bu yayıneviyle hiçbir münasebeti olmamıştı.
Elinde paket, zihninde sorularla evine girdi. Kapıyı kapattı, arkadan sürgüledi.
Kısa bir tereddütten sonra paketi açtı. Kahverengi kaplı bir defter çıktı içinden.
Kapağını kaldırınca ilk sayfada büyük harflerle yazılmış kendi ismini gördü.
Hayreti ve merakı daha da arttı.
Pencerelerin perdelerini çekti. Lambaderi yaktı. Rahat koltuklardan birine oturdu.
Defterde yazılanları okumaya başladı.