SENİ SEVEN BİRİ VAR

"Sanal bir ortamda karşılaşmak, tanışmak... Garip ama güzel... Yazını okudum, düşündürdü beni. İçimde bir yerlere dokundu sözlerin...
Kimim ben, tanımıyorsun. Ben kendimi tanıyor muyum sanki… Zamanla tanırsın elbette. 
Ben şuyum, ben buyum demek yakışıksız olur. Kişi kendine tarafsız gözle bakamıyor. Denedim ben, olmuyor.  
Kendimi tanımlamak da ayrı sorun. Bir insanım işte. Okul, sınavlar, arkadaşlar... Sürüklenip gidiyorum.   
Bir söylence var ya hani, bengisu arıyor bir adam, ölümsüz olmak için. Ona yakın hissettim kendimi. Ben de bengisu arıyorum.
 
Ölümsüz olmak için mi? Hayır! Ölümü özlüyorum bazen. Soruyorum, sorguluyorum.  
Sürekli kitap okurum, hem de küçük yaşımdan beri. Okuma merakım ortaokul yıllarında daha da arttı. 
Bir kaza geçirmiştim, aylarca yatakta kaldım. Sürüyle kitap okudum o zaman. Kitabın, okumanın, edebiyatın tadını aldım.
 İyi de oldu… Hayır, bir bakıma kötü oldu! Sorgulamalarımın bir nedeni de okumalarım çünkü. Ne güzel yaşayıp gidecektim ben de, herkes gibi… 
Varsa yoksa felsefe… Bir de edebiyat... Delice bir okuma benimkisi. 
İnanmakla ilgili konulara da ilgi duymaya başladım son zamanlarda. 
İnanıyor muyum, bilmiyorum. Bazen inanır gibi oluyorum. Genellikle iki arada bir deredeyim. 
Yadsımıyorum belki ama tam olarak inanamıyorum da. Böylesi daha mı zor, ne dersin? 
Büyük bir boşluk beliriyor içimde. Her şey anlamını yitiriyor birden. 
Seninle tartışalım. Katlanabilir misin bana? 
Bir insanın ruhu ruhuma yakınsa, sorun yok. Dünyanın öbür ucundaki biriyle de uyuşabilirim ben. 
Bir uyuşum yoksa yanı başındaki kişiye bile yabancılaşıyor insan... 
Yabancılaşma... Evet, beni iyi tanımlıyor bu kavram. Kalabalıklarda yalnızım. En zor yalnızlık bu olmalı. Sence de böyle değil mi?
Yaz bana, lütfen! Kısa olsun ama olsun yeter ki. Zaten uzun söze tahammülüm yok. 
Sözün azını, konunun özünü arıyorum artık. Yazının kısası güzel, anlamlı olursa. Dili yalın olsun. Anlayabileyim. 
Bir de utanmadan sınırlar çiziyorum sana! Ne ayıp! Ama başka türlü iletişim kuramayız ki. Hoş gör..."

Tamam, peki… Yaz bana… Samimi bir dille anlat kendini… Mutlaka okurum. Yanımdaymışsın gibi dinlerim seni.
Yazarsan, anlatırsan, sorarsan ben de bildiklerimi, düşündüklerimi, bulduklarımı paylaşırım seninle.
Elimde sihirli değnek yok, farkındayım. İnsanlara şunu yap, bunu yapma demeyi sevmem.
Konuşmak isteyeni dinlerim, birlikte düşünürüm, böylece sorunu kendisinin çözmesine zemin hazırlarım.
Ben senin gibi düşünmeyebilirim, sen de benim gibi düşünmeyebilirsin, fakat birlikte düşünebiliriz. Söyleyeceklerim sende nasıl bir etki uyandırır, bilmiyorum. 
Tamam, seni anlıyorum, kendinle ilgili somut bilgiler vermek istemiyorsun. Fakat ismini, cismini bilmesem de ruhunu, zihnini tanımalıyım.
Duygularını, düşüncelerini, arayışlarını bilmeliyim. Yazıların seni tanımama, anlamama yardımcı olmalı.
Sana daima açık bir kucak olarak bulacaksın beni. Ruhun ağlamak istediğinde başını koyacağın bir omuz olacağım.