...


Ömer Sevinçgül 
Yazar ~ Writer
Taze ruhların sevip benimsediği eserleri sebebiyle 'gençlik kitapları yazarı' olarak tanındı. Kitapları Almanca, İngilizce, Boşnakça ve Arnavutça'ya çevrilip yayımlandı. Tercümeye Kültür Bakanlığı destek verdi. Eserleri Arapçaya tercüme ediliyor. Yakında yayımlanacak inşallah.

İNANIYORUM ÖYLEYSE VARIM

"Sorular ruha batmış dikenlerdir, demiştin bir konuşmamızda. Gerçekten öyle. Bugüne dek üstünü örterek yaşadım. Ruhumun derin dehlizlerinde bekleyen bir sürü kuruntu beni tırmaladı durdu. Kemirgen sorularla koyun koyunaydım. Yanıt aramayı hep erteledim. Yüzleşmekten korktum açıkçası. Yok saydım onları. Tatlı hayatıma sınırlar çizer diye kaygılandım. Fakat yok saymakla yok olmuyorlar. Düşünmemek dindirmiyor içimdeki sızıyı. Yeter artık! Kendimi tanımak, kuruntularımdan arınmak, alın yazımla barışmak, huzur bulmak istiyorum. Felsefeyi konuşalım biraz. Felsefeyi çağdaşlık olarak gören arkadaşlarım var. Her biri bir felsefe akımını benimsemiş. Maddeciler, doğalcılar, evrimciler, olgucular, yararcılar, hazcılar falan. Her fırsatta dine, inanca saldırıyorlar. Neyse… Sorularım birikti… Evren nasıl oluştu? İnsan nereden gelir, nereye gider? Yaşamın amacı nedir? İyi, güzel, doğru gibi kavramlar neye göre belirlenmeli? Bilginin kaynağı ne olmalı? Daha da bir sürü soru… Bir çanta dolusu felsefe kitabı aldım, başladım okumaya. Ruhum daraldı. Kapalı bir dil kullanıyorlar nedense… Büyücü dili gibi… Temel felsefeleri sen anlat bana. En derin konuları bile hayattan misallerle çok güzel açıklıyorsun. Dilin sade, anlatımın akıcı ve etkili. Hadi yaz bana. Yanıtsız bırakma. Sana başka anlatacaklarım da var. Kimselere açamadığım sorunlarım birikti."

KULLUĞUM SULTANLIĞIMDIR

“Bana yazardın, okurdum. İçimde konuşur gibiydin. Kalbimle işitirdim. Ruhum yatışırdı. Bıraktın. Unuttun. Yoksun. Sesime ses vermiyorsun. Sensiz geçen gecelerimde sorularım birikti. Kimselere soramıyorum. Hemen aklıma gelenleri söyleyeyim…"Kâinat kitabı" diye bir tabir kullanmıştın bir ara. Aklımdan çıkmıyor. Bende kalıcı bir etki bıraktı. Ne demektir bu, nasıl? Bugün yeryüzüne, gökyüzüne, denize bu gözle baktım. Bir kitap okur gibi okumaya çalıştım. Fakat yapamadım. Bu kitap nasıl okunacak? İnsanı da düşündüm. Küçük bir canlı. Ne önemi var ki ona melekler secde ediyor, peygamberler gönderiliyor? İyi bir dindar olmak için dünyayı terk etmek, işi gücü bırakmak mı gerekiyor? Hem dünyada başarılı olup hem de cennetlik bir kul olmak mümkün değil mi? Nefsim azgın, söz dinletemiyorum ona. Sınırlardan rahatsız oluyor. “Nefsine uyma” diyor büyükannem. İnsan onunla savaşmalıymış. Ne demektir nefisle savaşmak? Nasıl olur ki bu? Taşkınlıklarım oluyor. “Bu son olsun, bir daha mı, asla!” diyorum, fakat dayanamıyor yine gidiyorum. Bana yardım et. Kendime nasıl söz dinleteceğim? Kötü huylarımı nasıl düzelteceğim? Nereden başlamalıyım?”

SONRA BİR GÜN O GELDİ

"Her gece konuşurduk seninle. Kendimi anlatırdım. Sorularıma yanıtlar verirdin. Uzun süredir yazmadın. Merakta bıraktın beni. Sorularım, sorunlarım birikti. 
Kafede falan arkadaşlarla tartışıyoruz bazen. Son günlerde temel konu peygamber meselesi. 
İnternette bir şeyler okudum, kafam daha da karıştı. Her yanıt yeni sorular getirdi. Bazılarını söyleyeyim…
İnsanlık tarihi boyunca pek çok peygamber gelmiş. Niye öyle? Bir tane yetmez miydi?
'Ne gerek var peygambere, aklımız bize yeter' dedi bir arkadaşım. Deizm diye bir felsefeden söz etti. Nasıl bir şeydir bu?
'Kuran varken hadise gerek yok' diyor kimileri. Hadis mutlaka gerekli mi? Ne kadar güvenebiliriz?   
'İslam yenilenmeli' diyenler var. Hıristiyanlıkta reform yapılmış mesela. İslamda da olabilir mi?
İslam Peygamberi nasıl rehberlik etmiş insanlara? Nasıl bir eğitim uygulamış acaba?
Niye dört mezhep var? Bunlardan birine üye olmaya mecbur muyum? Kafama göre takılsam olmaz mı?
Peygamber en üstün insandır, cennetliktir. Şu hâlde niçin salavat getiriyor, ona niye dua ediyoruz?
Peygamberin adını duyunca gözleri yaşarıyor kimi insanların. Etkisi büyük. Bende niye öyle olmuyor? Muhabbet nasıl doğuyor, nasıl gelişiyor?
İşte böyle… Bekletme beni, hemen yaz. Üstelik yeni sorularım da olacak."

SENİ SEVEN BİRİ VAR


"inanmak zor geliyor böyle bir insanın varlığına. sürekli okuyorum, okuyorum... birini bitirip, öbürünü elime alıyorum kitapların. ama hâlâ aynı şaşkınlık üzerimde. 
evet, biz genciz, evet, gelecek biziz, ama bugüne dek bu sözlerin gerektirdiği eylemleri yapan kimseye rastlamadım. biz hep "bekleme" modunda tutulmaya mahkum edildik. kararlar alındı bizim yerimize, kariyerler çizildi, planlar, krokiler... bir cümlemiz vardı hep, ama öznesi olamadık onun hiç. ya gizli özneler girdi araya, ya edilgen fiiller. 
şimdi bir adam çıkmış diyor ki: sen "genç"sin, bu yüzden odağındasın hayatın. zihnine şekil verilecek kıvamdasın, şimdi hamuruna ne katarsan, bundan sonra tabağına hep o çıkacak. 
bu yüzden ilgi gösterilmeli sana, birileri elinden tutmalı ki derin sularda kaybolmayasın, yanlış limanlara uğramayasın. 
bu adam diyor ki, işte önünde derya, bu senin gemin, bu da dümenin, gez, dolaş, keşfet, korkma bilinmeyeni aramaktan ama sana bir rehber lazım mutlaka. 
bazen kendi rehber oluyor, bazen rehber kitaplar, insanlar gösteriyor... 
haksız mıyım ben şaşırmakta?"
(okur yorumu)

SANA YENİ BİR DÜNYA GEREK

"Vakit gece yarısını geçti. 
Pencerem açık. 
Çok uzaklardan hüzün dolu bir şarkı sesi geliyor. 
İçimde tanımlanamaz bir daralma var, bir el kalbimi sıkıyor sanki. 
Bu geceye kadar iyiydim, birdenbire geldi hafakanlar. 
Ruhum kabına sığmıyor bu gece. 
Oda, ev, şehir, dünya, evren dar geliyor bana. 
Bir yolculuk etmek, buralardan, kendimden, her şeyden uzaklaşmak, bir yerlere gitmek istiyorum. 
Nereye, bilmiyorum. 
Hani, odaya bir arı girer de sonra çıkmak ister, bir türlü açık pencereyi bulamaz, cama çarpar durur ya, işte öyleyim ben de. 
Sınırlarıma çarpıp duruyorum aralıksız. 
Biri bana açık pencereyi gösterse!"

HER ŞEY ÂNINI BEKLER



"Düşünen, soran, araştıran arkadaşlarım var.  Bazen bir araya geldiğimizde, bazen sanal alemde konuşuyor, tartışıyoruz. 
Son günlerde insanın yazgısı, evrene gelişi, gidişi gibi şeyleri çok konuşuyoruz. Derin mevzulara daldık, içinden çıkamadık. Üstesinden gelemediğimiz konular hakkında seninle konuşmak istiyorum. 
Kaderi konuşalım mesela, sırlar üstü büyük sırrı. Herkesin dilinde fakat anlamını bilen pek az. Ben de anlayamıyorum. Kaderle irade arasındaki ilişkiyi çözemedim mesela. Bana çelişki var gibi geliyor.
Bana kaderi anlat. Herkes kaderini mi yaşar? İnsan hem kaderini yaşayıp hem de nasıl özgür olabilir?Yazılan mutlaka başa gelecekse insan nasıl seçim yapacak?
Kadere ve iradeye inanmak niçin önemli? Başımıza gelen olaylar birer tesadüf mü, tevafuk mu? Kötülükler niçin var? Daha bir sürü soru…   
Bu konuları yalın bir dille, ayrıntılı biçimde anlat bana… Sorularıma yanıt bulup ruhumu yatıştırıncaya dek sürdürelim konuşmamızı."



SONSUZ HAYAT SENİ BEKLİYOR


"Bir yolcu gibi hissediyorum kendimi. Durdurulması imkansız bir yolculuk. Neler çıkacak karşıma, bilmek istiyorum... 
Bedenden ayrı bir tarafım varsa o nereye gidecek? Bir diriliş söz konusuysa bu nasıl olacak? Bunların akla uygun bir açıklaması var mı?
Bak ne geldi aklıma… Yeryüzünde binlerce yıldır insanlar var. Milyarlarcası ölüp gittiler. Şimdikiler de ölecekler. 
Bu insanların kemikleri bile toz olup savruldu. Kimini bakteriler çürüttü, kimi yandı kül oldu. 
Bu kadar insan nasıl dirilecek? Nasıl yeniden insan olacaklar? 
Bütün bedenlerin yeniden yaratılması, bu bedenlerle ruhların buluşturulması, sonra hepsinin mahşer meydanında toplanması! 
Hakikaten büyük olaylar! Kimi insanlar kabul etmekte zorlanıyor, akıldan uzak görüyorlar. 
Kabirdeyim. Kıyamet koptu. Dünya harap oldu. Bütün insanlar öldü. Ya sonra? Nasıl olacak diriliş? Neler bekliyor beni, bizi?
 Bu konuları bana ayrıntılı biçimde anlatmanı istiyorum. Sıkılır diye düşünme. Sıkılmam."

SIRADAN BİRİ OLMAK İSTEMİYORUM

“Yine okul, sınavlar. Zorunlu birliktelikler… Beni yoruyor bu hayat, bıktırıyor. Ruhumu ezen görevler bunaltıyor beni. Kaçmak, sinmek, saklanmak istiyorum. Bu kadar yükü taşıyamıyorum. Zaman bitirici, çaba emici, yeteneklerimi oyalayıcı bir sürü sorun var önümde. Tanıdıklar, yaşadıklarım, yaptıklarım… Hep daha iyinin umuduyla yaşadım ama bir türlü olamadım. Kendime söz dinletemiyorum bazen. Bunalımlarımın ardı arkası kesilmiyor. Bazen de görünür hiçbir neden yokken içim daralıyor, nefes alamaz oluyorum. Büyük bir baskı altındayım. Şeytan daha çok uğraşıyor sanki. Sürekli dırdır edip duruyor içimde. Eskiden bu kadar gelmezdi üstüme. Şimdi, işi gücü benimle. Kendi kendime soruyorum bazen… Ben kimim? Bu dünyada işim ne? Bu dünyada ben de bir şey olmalıyım. Sıradan biri olmak istemiyorum. Beni tanıyor ama yargılamıyorsun. Bu da içimi rahatlatıyor. Sana her derdimi anlatabiliyorum. Bir hayat rehberine ihtiyacım var. Bana bir şeyler söyle.”

SANA HAYRET YAKIŞIR

"Ruh yoldaşım, sırdaşım oldun benim. Karanlık gecelerimin ışığıydın. Beni hep dinledin, hep anladın. Seni bekliyordum.
Okul başladı… Maddecilerle bir aradayım. Bilim diyor, başka da bir şey demiyorlar. Sürekli tartışıyoruz. Sorularım birikti.
Nereden başlasam? Tamam, ilkin vahiy meselesini konuşalım… Peygambere sözler inmiş. Allah konuşmuş onunla. Bu nasıl olabilir?
Sınıfımızda inançsız biri var. 'Muhammed zeki bir tüccardı. Sürekli gezerdi. Derlediği bilgileri topladı, Kurán böyle ortaya çıktı' diyor. Bence yanılıyor ama bunu ona kanıtlayamıyorum.
'Müslüman toplumlar geri, fakir, ezik. Kurán Allah kelamı olsaydı ona inananlar bu duruma düşmezlerdi' diyor. Neler söylemeliyim ona?
Yaş ya da kuru her şey varmış ilahi kitapta. Sınırlı sayfalardan oluşan bir kitap var elimizde. Her konu nasıl yer alabilir? 
Bir yanda salt akıl ürünü olan felsefeler var, öbür yanda vahye dayanan son kitap. Bunlar bireye ve topluma neler veriyorlar?
İşte böyle şeyler… Lafı uzatmayayım. Madem yüz yüze görüşemiyoruz bari ruh ruha konuşalım. İhmal etme beni."

BENİ BANA BIRAMMA

"Görünmez varlıklarla ilgili sorular sormak istiyorum sana. Bu sorular zihnimin bir köşesinde bekliyordu. Fırsat bulup da kimselere soramadım.
Kimi insanlar ‘cin’ demek yerine ‘üç harfliler’ veya ‘iyi saatte olsunlar’ gibi ifadeler kullanıyorlar. Nasıl yaratıklardır bunlar? Cinleri, perileri görmek mümkün mü?
İblis ya da şeytan kimdir, necidir? Bana niye düşmanlık ediyor? İnsanı nasıl etkiliyor? Allah niye yarattı ki böyle birini? 
Ruhu nasıl tanımlarsın? Gerçekten var mı, varsa nasıl bir var oluş bu? Kimi insanlar ruh çağırıyorlar. Ruh geliyor mu? Reenkarnasyon mümkün mü?
Evrenin başka yerlerinde hayat var mı? Eğer varsa onlarla iletişim kurabilir miyiz?
Melekleri de merak ediyorum. Ne tür melekler var, özellikleri neler, hangi işleri yaparlar, bizimle ilişkileri nasıldır?
Rüyaları da anlat bana. Nasıl kurgulanıyor. Bir gerçekliği var mı? Rüyada söyleneni yapmam gerekir mi? Rüya nasıl tabir edilir? Rüya ile kader arasında bir ilişki var mı?
Daha da bir sürü soru var zihnimdi. Hepsini konuşalım."

BİR GİZLİ HAZİNE İDİM


Bunlar eski diyarların haberleridir.
Hepsi ‘mühürlenmiş’ bir kitapta…
Karanlıkları delen yıldız… Yeryüzünü kaplayan tufan… Dumansız ateşten yaratılan mahlûklar… Tapınak yapan cinler… Saba melikesi Belkıs…
Beşiğinde konuşan bebek… Diriltilen ölüler… Mektup taşıyan Hüdhüd kuşu… İnsan suretinde melekler… Yarılıp yol veren deniz… Hünerli sihirbazlar… Zülkarneyn, Yecüc ve Mecüc…
Kaderin sırlarını bilen adam… Etkisi bir ömür süren rüyalar… Balığın karnında yolculuk… Benzeri söylenemeyen sözler… Cennetteki prolog…
Görkemli sütunlar sahibi İrem, kayaları yontan Semud, ehramlara gömülü Firavunlar… Üç yüz dokuz yıl süren uyku… Mucizeler ve nice akıl almaz olay…
Bu kitapta hayal gücüne meydan okuyan
gerçekler var!

SAKIN ARKANA BAKMA!

Takip ediliyorum. Peşimdeler. Hayal edilmesi güç çetrefil işlere bulaştım. Büyük hatalar yaptım. Kızdırdım onları. Başım belada. Tehlike büyük.
Hayatta kalır mıyım, bilmiyorum. Beni unutacaklarını, kendi halime bırakacaklarını sanmam. Daha önce benzer durumlar gördüm, biliyorum. Lügatlerinde af yoktur.
Yaşadıklarımı yazmak, geride bir belge bırakmak istiyorum. Bütün samimiyetimle her şeyi anlatmak niyetindeyim. Hiçbir ayrıntıyı saklamak veya atlamak istemiyorum.
Hep gece yazacağım. Hafızamın dehlizlerinde saklı anılar, duygular, düşünceler tüm ayrıntılarıyla geceleri ortaya çıkıyor. Daha bir kendim oluyorum sanki. Etraf karanlıksa, herkes uykudaysa, tüm sesler kesilmişse kendi derinliklerime dalabiliyorum.

YAZAR OLMAK İSTİYORUM

'Yağmur taşları eskitiyor, zaman yüzleri. Söylenmeyen her güzellik kalp ağrısına dönüyor. Yazılmamış her şiir ölüm oluyor sonunda. Sen yazmalısın! Yazarsan kâğıdın mürekkebi emmesi kadar tutkulu yazmalısın. Hiçbir çığlık tutulan sırların sessizliği kadar sağır edici değil.
Yağmur taşları eskitiyor, zaman güncesini alınlarımızda tutmakta. Yaz! Hayatı sakla sayfalarda. Bir şiir mevsimi ömrümüzde bizden geriye yalnız yazgılar kalıyor… Yazmak, başka bir gözle bakmaktır. Yazmak, yarına doğru akmaktır. Yazmak, yüreği kanatmaktır...
Yaz! Hayatın anlamını bırak satır aralarına. Sevdalarını, korkularını, umutlarını, insanlığını bırak. Ölmekle gömülmeyecek bir cümlen olsun hayata dair. Kendinden geriye okunulası bir hayat bırak. Yorulma yaşamaktan, yaşadıklarını yazmaktan. Yaz! Yürek işçilerini kalem tutmak yormaz!’
...
Bu kitap sadece yazar olmak isteyenler için değildir, hayallerinin peşinden giden, insanlara söyleyecek sözü olan, hayatta güzel izler bırakmak, hedeflerini gerçekleştirmek isteyen her birey içindir...
Bu kitap, usta bir yazarın deneyimlerini de katarak yazdığı iyi bir yol arkadaşı...

SIRLAR MAĞARASI

"Tılsımı okuyarak Misal Âlemi'ne geçebiliyorum. Fakat her istediğim yere gidemiyorum. Denedim, izin verilmedi. Umudumu kesmedim. Tılsımı ısrarla okudum.
Sonunda izin çıktı. Bir ses bana 'Misalî bedeninle gidemezsin, bir kuşun bedenine girecek, öyle gideceksin' dedi. Sesi duyuyor fakat sahibini göremiyordum.
Dâcin isimli bir kuşun misalî bedenine girdim ve yolculuk başladı. Fakat ne yazık ki gittiğim zaman dilimi Efendimizin yaşadığı zaman değildi. Kendisi beka âlemine gitmişti.
Buna çok üzüldüm. Beni teselli eden, onun pek çok arkadaşının hayatta oluşuydu. Merak edip soranlara yaşadıklarını, gördüklerini ve dinlediklerini anlatıyorlardı. Onları dinledim ve defterime kaydettim."
...
Ruhlar Sultanı Efendimizin ve onun birer yıldıza benzeyen arkadaşlarının ibretlerle dolu hikâyeleri... Karanlıkta yolunu bulmanı sağlayacak, hayatına kılavuz, kalbine pusula olacak bunlar...

BENİ YALNIZ SEN ANLARSIN


Yaban meyveleri tadında öyküler... Severek okuyacaksın. Sıradan gibi görünen insanların zengin iç dünyaları, hayatın anlamlı ayrıntıları şaşırtacak seni, sarsılacaksın... Bazen gülümseyeceksin okurken. Bazen de gözlerin dolacak, kendini tutamayıp ağlayacaksın… Hayata bakışın değişecek bu kitabı okuduktan sonra... Daha bilge, daha duyarlı, daha mutlu olacaksın... Evet, bir kitabı herkes okuyabilir ama herkes anlayamaz... Belki de onu yalnız sen anlayacaksın.

KALBİNİN SESİNİ DİNLE

Gece yarısı… Dışarısı karanlık… Pencereden, tavandan sesler geliyor… Biteviye yağan yağmurun tıpırtısı… Rüzgârın alçalıp yükselen uğultusu... Sallanan ağaçların hışırtısı... Rüzgâr yay, ağaçlar keman...
Bir çatı altında olmanın huzuru... Yurdunu yuvasını terk etmek zorunda kalmış insancıkları düşünmenin hüznü... Yalnızlık...
Belirip kaybolan girift duygular... Gurbet... Firkat... Nedamet... Umut... Fani olmanın yürek sızısı... Bekaya inanmanın tesellisi...
İçimde çocukluk yıllarımdan kalma bir türkü sesi...
“Geceler yârim oldu, ağlamak kârım oldu…”
Devamını unutmuşum… Babam severdi bu türküyü... Artık ben de seviyorum...

Tatlı bir söz, sıcak bir tebessüm, anlamlı bir yüz... Hayatın incelikleri, sevginin en gerçek hâli, hepsi senin için yazılmış samimi insan hikâyeleri... Sen de bazı gecelerde hayran gözlerle gökyüzüne bakıyor, kâinattan gelen sesleri dinleyip, var olan her şeyin bir işaret olduğunu seziyorsan, eminim seveceksin bu kitabı. Çünkü kalpten doğan kalbe yazılır. Ve en güzel hikâyeleri o anlatır.

SENSİZ AMA SENİNLE


"Hazırlık sınıfına girer girmez yıllardır hayallerimi süsleyen o dünya güzeliyle karşılaşmış gibi oldum. Onun canlı misaliydin âdeta. Işıldıyordun. Bir anda tüm sesler kesildi. Zaman durdu. Mekân seninle doldu.
Bütün gün seni kolladım. İsmini bile bilmiyordum henüz. Sana isimler yakıştırdım. Zerrin, Nermin, Gülten, Yeşim, Filiz, Yasemin… Fakat sen başka bir isimle çıktın karşıma: Selma! Arap şiirinde soyut sevgilinin ismiydi bu. Hasreti çekilen ama ulaşılamayandı. Ve öyle de oldun...
Seni tanıdıktan, sana sevdalandıktan, senin hayalinle yaşamaya başladıktan sonra anladım ki şu fani ömrüm ulaşılamayanın peşinden koşmakla geçecek! Bir yanda hayal vardı, öbür yanda gerçek. Benim payıma hayal düşmüştü. Hayat sahnesindeki rollerimiz belli olmuştu: Sen yaşayacaktın, ben yazacaktım..."
...
Gizemli bir yazarın ilginç ve maceralı hayatından kesitler... Yazma ve yazar olma serüveninde başından geçenler, yaşadığı olaylar, karşılaştığı kişiler...
Yıllarca saklı kalmış büyük bir sır... Ve her şeyden habersiz olan genç bir kadına gönderilen gizli bir defter... Bir hayatın samimi ve cesur muhasebesi... Bazı şeyleri yaşamak da, okumak da yürek ister...

HER YERDE SENİ ARADIM

Biliyorum, her fani gibi ben de silinip gideceğim yeryüzü sayfasından. Bunu düşündüm de bir yadigâr, bir iz bırakayım istedim. Ömür defterimden sayfalar… Hasret ve firkat denizinden dalgalar… Selden arta kalan bir avuç kum… Ruh yangınlarımdan bir tutam kül… Hayatıma tanıklık edecek bunlar. Okursan bileceksin ki, ben de yaşadım. Ben de düşündüm, duygulandım, sevdim, özledim. Benim de acı tatlı günlerim oldu. Parlayan güne, kararan geceye tanıklık ettim. Yağan bahar yağmurlarını, gülümseyen badem çiçeklerini, ışıldayan yaz meyvelerini, solan güz güllerini, dökülen hazan yapraklarını gördüm. Muhabbeti, aşkı, firakı, hasreti, hüznü tattım. Kavuşmak nasip olmayınca derin ıstıraplar, elemler, acılar çektim. Kalbin ses vermeyince kalbime, sensiz ama seninle geçen ömrüm hasretli bir hayal ve esefli bir rüya oldu.

HAYAT SEVİNCE GÜZEL


Ben yıldız yoklardım karanlıkta, incir ağaçları gülümserdi. Zaman, kim bilir ne zamandı. Hatta belki çocuktum. Susardım, sessizliğim şiirdi. Sen öyle uzaktan, acıta acıta bakardın bana. Gözlerin kömür kömürdü. Elimdeki gergefe gül işlerdim ben. Çünkü sevginin yaşı o zamanlar bir ömürdü. Zaman, kim bilir ne zamandı, hayat bahardı, hatta belki çocuktum.
Sıcacık, hayat dolu gençlik öyküleri… Çilek kokulu yılların ve sevimli hayatların kitabı…

MERVİN - ESARETTEN KURTULUŞ

"Sevgili Mervin! Şimdi hayatta mısın, bilmiyorum. Bu satırları okuyorsan yaşıyorsun demektir. Senden hiç haber alamayışım umudumu azaltıyor.
Defterini bırakmakla büyük bir sorumluluk yükledin omuzlarıma. Okuduktan sonra sana olan sevgim hayranlıkla birleşti.
Haklısın, bu ibretlerle dolu hayatı herkes bilmeli.
Hikâyeni hem yaşıyor hem de anlatıyorsun kitapta.
Hayatta dostumdun, bu eserde kahramanım oldun, ömrünün her yılı asra bedel bir kahraman!"

MERVİN - BENİ ARARSAN BULURSUN

"Bu defter beni sana anlatacak. Hayatıma tanık olmanı istiyorum. Seni tanıdıktan sonra anılarımı yazmaya karar verdim. Güncemdeki notlardan yararlanarak her gece yazdım. Becerebildim mi, bilmiyorum.
Bu metnin bir meziyeti varsa o da samimiyetidir. Yazdıklarımın tümü gerçektir. Bu defteri kaldırıp atabilirsin de. Böylece bir hayattan geriye kalan izler de silinmiş olur. Başka nüshası yok çünkü.
Fakat ümidim bunları başkalarının da okuması, bilmesi. Çünkü önemli bir döneme tanıklık ettim. Bazı olayları bizzat yaşadım. Sayfalar sırlarla dolu. Hiçbiri gizli kalmamalı."

UYKUMU GERİ VER!

“Yapamazsın" dediler.
"Daha gençsin, hayatı tanımıyorsun" dediler.
"Başkaları denedi, olmadı" dediler.
Fakat o inanmıştı bir kere.
"Engeller aşılmak içindir!" diyordu.
Denemek ve başarmak istiyordu.
"Başaramazsam, denedim, olmadı" derim diyordu.
İleriki yıllarda "Ah, niye denemedim ki!" demek istemiyordu.
Kararlıydı.
Bu duygularla sarıldı kaleme.
"Her insan bir kitap ve okunmayı bekliyor!" diye çıktı yola.
İnsanların gizli dünyalarını keşfetti.
İlginç serüvenlerle karşılaştı.
Yazdı ve başardı.

ANNE NEDEN KEDİLERİN ELLERİ YOK?


"Bir sanat adamı olabildim mi, bilmiyorum. Bu yola girdim inanarak. Ciddi çabalar harcıyorum, pek çok şeyi feda ettim. 
Beni engelleyen şeyler sinirlerimi bozuyor. O zaman kolay kızıyorum işte. Kalbini kırabiliyorum insanların.
Odamdan çıkmıyorum artık. Yemeğimi kapının önüne bırakıyorlar, oradan alıyorum. Hücre hapsindekiler gibi. Benimki gönüllü mahkumiyet. Uzun süredir böyle. Annemle bile görüşmek istemiyorum.
Dün gece annem odamın kapısına geldi. "Yavrum, neden odana kapattın kendini? Seni özlüyorum" dedi.
Ah anneler! Yavrularından hiçbir zaman umudu kesmeyen, hep veren ama hiç karşılık beklemeyen kanatsız melekler!
"Beni mazur gör anne, sanatım için buna mecburum. Kozasını ören bir kelebeğim ben" dedim.
Bir süre sustu. Sonra hıçkırıklarını işittim. İkiz kardeşim öldükten sonra tek evladı ben kaldım. Bütün sevgisini bana vermek istiyor ama kapım da kapalı, kalbim de."

GİZEMLİ GÖLGELER ÜLKESİ

Bu kitapta bastığı yeri titreten devlerin, kan grubu ayırt etmeyen vampirlerin, kollarını kaldırıp gözlerini belerterek yürüyen zombilerin, oraya buraya uçuşan hayaletlerin, alev saçan ejderhaların, kısacası “Tu destur!” dediğin bütün o öcülü böcülü mevzuların gerçek öyküsünü okuyacaksın…Ayrıca kimlerin kara büyü yaptığını, tarihte adı geçen vampirsavarların vampirleri nasıl savdığını, cadılığın sadece fettanlık alameti olmadığını göreceksin.
Masallarda, efsanelerde, mitolojide, dizilerde, filmlerde adı geçen vampirler, cadılar, zombiler, hayaletler vesaire gerçek mi yoksa hepsi uydurma mı? Oku ve sen karar ver!

SIRLARLA DOLU BİR ADAM


“Şimdi yaklaş!” dedi. 
Yaklaştım. 
Elini kalbimin üstüne koydu. 
“Gözlerini kapat!” 
Kapattım. 
Ne yaptı, ne okudu, bilmiyorum. 
Kalbimde bir hafifleme hissettim. 
Tatlı bir huzur sarmıştı ruhumu.
Biraz daha bekledikten sonra gözlerimi açtım. 
O yoktu.
Sırrolmuştu!

KOLAY, KISA, KEYİFLİ FELSEFE

Ben veciz konuşmayı seven bir kitabım...
Felsefenin özünü, özetini, temelini anlatıyorum sana. 
Filozofları tanıtıyorum tarih sırasına göre, yaşantılarından söz ediyorum. 
Temel düşüncelerini açıklıyorum kısaca. 
Fakat önemli ayrıntı var anlatımımda. 
Filozofların da birer ‘insan’ olduklarını hiç unutmuyorum. 
Öyle ya, soyut birer isim, birer düşünce makinesi değildi ki bu faniler... 
Bana ‘veciz bir felsefe tarihi’ de diyebilirsin. 
İnsanoğlunun iki bin beş yüz yıllık düşünce serüvenini anlatıyorum bir öykü tadında. 
Felsefeyi merak eden herkes anlayabilir beni.

ALLES WARTET AUF SEIN MOMENT


'Her Şey Ânını Bekler' adlı kitabımız Kültür Bakanlığı'mızın desteğiyle Almancaya çevrildi ve Almanya'da yayımlandı.
...
„Ach, ich! Gib deinem Leben Sinn. Zähle die Augenblicke deines Seins. Nimm das Leben leicht, als sei es eine Feder. Überlasse dich den Wogen des Schicksalsozeans. Tu nur, was du tun muss und warte dann. Sei nicht gierig! Wenn du zappelst, gehst du unter. Leidenschaften beschleunigen deinen Sturz. Ergebe dich!“


Mail Bestellung

VERTRAUE DICH DEM BESITZER DEINES HERZENS AN


'Kalbinin Sahibine Emanet Ol' adlı kitabımız Kültür Bakanlığı'mızın desteğiyle Almancaya çevrildi ve Almanya'da yayımlandı.
...
Du bist in der Ferne und vielleicht ist genau das der Grund, weshalb ich dich so vermisse. Hätte ich dich gefunden und wäre bei dir angekom men, würde ich mich dann immer noch so nach dir sehnen? Ich weiß es nicht. Vielleicht fände meine Sehnsucht
ein Ende, gefolgt von einer tiefgreifenden Stille. Wie dem auch sei, mein Seelengefährte, Leuchtturm meiner dunklen Ozeane. Dein Schweigen hat lange gewährt. Erhöre mich endlich.

Mail Bestellung

OHNE DICH, ABER DOCH MIT DIR


'Sensiz Ama Seninle' adlı kitabımız Kültür Bakanlığı'mızın desteğiyle Almancaya çevrildi ve Almanya'da yayımlandı.
...
Ich weiß nicht welchen Nutzen meine weit abseitige Seele von deinem Lesen des Heftes erwartet, das zu dir gekommen ist um mich dir mitzuteilen. Obwohl ich nicht bei dir bin, während ich diese Zeilen schreibe, ist es dennoch schön dich bei mir zu fühlen und zu wissen, dass du dich beim Hineinblicken in das Heft mit mir beschäftigst. Kläglich und schön! Genauso kläglich und schön wie die Gefühle bei der Beobachtung der sich vollkommen in Gelb verwandelnden Natur im Spätling. So kläglich und schön wie das Betrachten des Sonnenuntergangs und das Zerfallen der Blütenbl.tter einer reifen Rose.

Mail Bestellung

ICH KONNTE DICH NICHT DIR SELBST UBERLASSEN

'Seni Sana Bırakamazdım' adlı kitabımız Kültür Bakanlığı'mızın desteğiyle Almancaya çevrildi ve Almanya'da yayımlandı.
...
Jeder Mensch ist ein Original, aber nur wenige wagen es, sie selbst zu sein.
Willst du anders sein als die anderen? 
Dann sei du selbst!


Mail Bestellung

DU BRAUCHST EINE NEUE WELT!

'Sana Yeni Bir Dünya Gerek' adlı kitabımız Kültür Bakanlığı'mızın desteğiyle Almancaya çevrildi ve Almanya'da yayımlandı.
...
Lies! Lies das Leben ... 
Lies dich selbst ... 
Lies das Universum ...
Lies das Buch ... 
Widersetze dich allem, was jenseits der Realität liegt.
Halte dich an der Wirklichkeit, mache dich frei. 
Sei kein gewöhnlicher Mensch. Sei grundehrlich.
Falle auf Lügen nicht herein und bleibe nicht auf der Oberfläche.
Vertiefe deine Gedanken.
Höre! Das Leben spricht zu dir.
Schau! Du hast eine Nachricht erhalten.
Lies! 
Das letzte Buch ist für dich herabgestiegen...


Mail Bestellung

MERVIN „DU FINDEST MICH, WENN DU MICH SUCHST“

'Mervin / Beni Ararsan Bulursun' adlı kitabımız Kültür Bakanlığı'mızın desteğiyle Almancaya çevrildi ve Almanya'da yayımlandı.
...
Die abenteuerliche Geschichte eines Jungen, der mit fünfzehn Jahren als Offiziersanwärter am Krieg teilgenommen hatte, der die schlimmsten Gräueltaten und die unstillbaren Schmerzen erleben musste... der die Existenz schonungslos hinterfragte, der aber auf der Suche nach seiner Persönlichkeit trotz aller Widerstände den Fortschritt wählte, der, nachdem er die bittersten Entbehrungen erleben musste, den Grund des Seins und der Liebe entdeckte, der ein unvergleichbarer Charakter war...
Sie werden Mervin nach der Lektüre dieses Buches, das in einer einfachen und dynamischen Sprache geschrieben wurde, aus nächster Nähe kennen lernen, werden Zeuge seines aufregenden Lebens und ich bin sicher, Sie werden ihn lieben...


Mail Bestellung

DAS EWIGE LEBEN WARTET AUF DICH!

'Sonsuz Hayat Seni Bekliyor' adlı kitabımız Kültür Bakanlığı'mızın desteğiyle Almancaya çevrildi ve Almanya'da yayımlandı.

...

Ich weiß, manchmal ist dir die Welt zu klein…
Die Flügel deiner Seele berühren den Himmel…
Du glaubst inständig, dass das ewige Leben auf dich watet!
Du brauchst ein Buch, das deine Sprache spricht und genauso frei ist wie du selbst…
Ich galube, wir könnten gute Freunde werden…
Was meinst du?


Mail Bestellung

ES GIBT „JEMANDEN“, DER DICH LIEBT

'Seni Seven Biri Var' adlı kitabımız Kültür Bakanlığı'mızın desteğiyle Almancaya çevrildi ve Almanya'da yayımlandı.

...

Ein Schriftsteller und ein junges Mädchen, das davon träumt, Schriftstellerin zu werden... Und in der Umgebung der beiden eine ganze Reihe interessanter Typen... Die Erlebnisse werden sowohl tatsächlich gelebt als auch aufgeschrieben... Wir blicken durch die Augen der Protagonisten auf das Leben... Das Mädchen bereitet sich gerade auf das Abitur vor... Sie muss wichtige Entscheidungen für sich treffen... Manchmal gerät sie in eine Krise, rebelliert dann laut... Aber die Zeit bleibt nicht stehen, das Leben wartet nicht...
Die anstehende Entscheidung muss so schnell wie  möglich getroffen werden... Die beiden reden über Philosophie, über den Menschen, über das Schicksal... Manchmal ereignen sich interessante Dinge, interessante
Figuren betreten die Bühne und sind Gast in diesem Buch...
Ein Buch, das jeder Jugendliche lesen sollte, der sich selbst besser kennen lernen und seine Begabungen entwickeln möchte, der auf der Bühne der Welt die für sich bestens geeignete Rolle auszusuchen wünscht...


Mail Bestellung

'MERVIN' SEARCH, AND YOU WILL FIND ME

'Mervin / Beni Ararsan Bulursun' adlı kitabımız İngilizceye çevrildi ve yayımlandı.

...

Mervin is a story of the development of a young german officer during World War II. We are taken in this life from his rose-colored years of naivete and innocence through his experience first hand with the destruction and atrocities of war. We live his life with him as he grows up as a young man in Nazi Germany going to university in the midst of the rise of the Third Reich. We are with him when he falls in love for the first time and when he holds a weapon for the first time. We are captured and taken to a prison camp along with him, and likewise we too are able to make our escape when he does.
We are next to him the first time he meets an American soldier. All of these events and images together make up the portrait of Mervin, a young man who is seeking himself and finding meaning in a world which has been left in smoldering ruins around him. From those ruins, like his country and his world, he begins to rebuild himself.

THE ETERNAL LIFE AWAITS YOU

'Sonsuz Hayat Seni Bekliyor' adlı kitabımız İngilizceye çevrildi ve yayımlandı.

...

A book that relieves you from the fear of death.....
....
You are an intelligent person..... One who reads, thinks, and wants to understand the meaning of life.... Your mind just won’t settle down..... You have questions, interrogations.... You don’t want to be just anyone. You ask “Who am I? Why am I in this world, where am I heading, What will happen after death?” You can’t live without thinking... You can’t stop the voice of your heart... I know, sometimes you can’t even fit into this world.... The wings of your heart touch the skies..... You believe with all your heart that an eternal life awaits you... 
You need a book which talks in your language, that has answers for all your questions, a book that “is as free as you”.... What do you say, it seems to me that we could be good friends...

SHORT, EASY, FUN PHILOSOPHY


'Kolay, Kısa, Keyifli Felsefe' adlı kitabımız İngilizceye çevrildi ve yayımlandı.

...

Read Me!
Man is the essence, conscious and mind of the universe. He is the one who can want without any limits and choose freely. Since he has become the most mature fruit of this eternal universe, he does not stop at anything and has been searching ever since for the reason of his existence.
There are paths before the mind and every single thinker opened a new path in his own way for those who followed him. And each has said, “Mine is the truth!”.
The shadows of their lifestyles, emotions and dispositions have reflected onto their philosophies. Each of them called their audiences to their own path and way.

LIFE IS BEAUTIFUL WHEN ONE LOVES

'Hayat Sevince Güzel' adlı kitabımız İngilizceye çevrildi ve yayımlandı.
...


If you are the type who enjoys small details, curious about the colourful, inspiring lives of others, and if you want to read a book with a true Mediterranean soul, then this is for you!

ALIZARIN
I was in year ten. All I had was two shirts. One was old and I would wear it at home. The other was pretty new and I used to wear that when I would go to school.
Our relative, who was working in Germany, had given it to my mum. “Look, it’s brand new… Let the kid wear it” he had said.
Well, actually it was pretty big for me but who cares, it was new. And it’s size wasn’t obvious under a jacket.
I hadn’t even cared as it was a summer shirt, I used to even wear it in the middle of winter. The shirt was green, one of those “greens” which grabbed everyone’s attention.

THERE IS ONE WHO LOVES YOU

'Seni Seven Biri Var' adlı kitabımız İngilizceye çevrildi ve yayımlandı.
...
Then one day she meets a guy on the internet. He is an intelligent, writer, who has similar interests, whose lifestyle is actually based on these interests.
Then there comes a strong connection, chemistry between them... This book is a door to a journey that they started together... a story of searching for the truth.

...
“To come across and meet in a virtual world… Weird but nice… I read your writing, it made me think. Your words touched some place inside of me…

You do not know who I am. It’s not like I know myself either.
Of course, you will get to know me in time. It would be wrong to say I am like this. One cannot look at one’s self objectively. I have tried it, it just doesn’t work that way.

İMA NEKO KO TE VOLİ

'Seni Seven Biri Var' adlı kitabımız Boşnakçaya çevrildi ve Bosna'da yayımlandı.

Kada počneš pitati pitanja kao što su: „Kakvo je značenje života, odakle ja dolazim, šta će se desiti nakon smrti?“, jedini odgovor koji dobijaš jeste: „Jesi li ti luda?“. Ili ti mogu reći: „Jesi li se posvađala s dečkom?“. Ne mogu zamisliti da se i normalni ljudi mogu raspitivati o životu... Kao da mi je stalo do njih!
Jedna pametna djevojka... Ona čita knjige... Misli... Postavlja pitanja... Niti vjeruje, niti odbacuje vjerovanje... Kolebljiva je... Interesuje je književnost... Piše radove... Zainteresirana je i za filozofiju...Jednog dana upoznaje jednog pisca preko Interneta. On je veoma interesentan čovjek čiji se životni stil sastoji od čitanja, razmišljanja i pisanja...
Unatoč tome što nikada nije vidjela piščevo lice, među njima se razvija jaka veza... Jedno drugom pišu o svim životnim temama... Kako vrijeme teče, tako i teme postaju dublje i interesantnije... Jedna originalna knjiga koja se dotiče fundamentalnih pitanja, koja se u svakom vremenu tiču svakog čovjeka...
To je esej zajedničkog razmišljanja... Priča o potrazi za istinom... Na taj način se obraća svojim čitateljima...
„Ako dovoljno raširiš svoje ruke, nikada nećeš biti sam, ako nikada ne ostaneš bez nade, letjeti ćeš bez krila... Ako živiš onako kako vjeruješ, nikada nećeš postati rob... Naći ćeš sebe svaki put kada kreneš u potragu za istinom...  Shvatit ćeš život onog trena kada shvatiš cvijet... Ako svoje srce budeš držao toplim, nećeš ni goriti... Zapravo, ti si jedna knjiga, ako znaš kako trebaš čitati...“

www.rejhan.net

JA, KJO ESHTE JETA

'İşte Hayat Böyledir' adlı kitabımız Arnavutçaya çevrildi ve yayımlandı.
...
Not: Bu kitabın 1000 adedi, Sırp zulmünün tüm şiddetiyle sürdüğü günlerde Arnavutluk ve Bosna'ya gönderilmiş, manevi destek amacıyla Arnavutça bilen gençlere okutulmuştur.



GENÇLER İÇİN HADİS EL KİTABI


Sakın!..
Sakın bu yazıyı okumadan geçme!
Bilirim, okurlar genellikle takdim, sunum, önsöz adı altında yazılanları okumazlar. Sen öyle yapma. Bir oku, sana söylenenleri bir düşün. Eminim memnun kalacaksın. Hadis ilminin temelleri anlatılıyor. “Kurán varken hadise gerek var mı? Hadis neye yarar? Hadisler nasıl derlendi? Hadis kitaplarına ne kadar güvenebiliriz? Hadis âlimleri kimlerdir? Sünnet ne demektir?” gibi pek çok sorunun cevabı veriliyor.

1.
Baktım ki, gelen gidiyor, giden gelmiyor. Zaman rüzgârı, ömür günlerimi sonbahar yaprakları gibi döküyor.
Hüsran yangını kalbimi sarınca, fani ömrümü bakiye tebdil etmek istedim. Rahman’a giden en kısa yolu ararkenPeygamber size neyi verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan sakının!” ayetini okudum. Bu emre tabi oldum, tarifsiz kederlerden kurtuldum.
Böyle bir kitaba gençlik yıllarımda nasıl da ihtiyaç hissetmiştim! Bir elimde Kurán vardı ve ben öbür elime derli toplu bir hadis kitabı almak istiyordum. Fakat ne mümkün! Hadisler o kadar çok, hadis kaynakları o kadar hacimliydi ki, yararlanabilmek için neredeyse bir hadis âlimi olmak gerekiyordu.
Beni yıllar sonra böyle bir kitap hazırlamaya sevk eden işte bu hatıram oldu. Binlerce sayfalık hadis külliyatlarının özünü bir araya getirip günümüz insanına sunmanın önemine inandım. Rabbimin inayetine güvenerek çalışmaya başladım.
Bazı hadisler bana yol boyunca rehberlik etti. Peygamber Efendimizin “Allah, bizden işitip de başkalarına aynen bildiren kişinin yüzünü ak etsin!” duası hep şevkimi artırdı. 
“Kolaylaştırın, güçleştirmeyin! Müjdeleyin, tiksindirmeyin!” ihtarını daima hatırladım. 
“Kim benim adıma yalan söylerse ateşe girer!” tehdidini hiç unutmadım. 
‘Muhataba göre hitap’ önemli bir sünnet ilkesiydi, ben de günümüz insanını hep göz önünde bulundurdum.

GENÇLER İÇİN KURAN MEALİ


Kurán kitaplar üstü bir kitap...
Okumanı bekliyor...
Kurán hitaplar üstü bir hitap...
Sana sesleniyor...
Kurán yol gösteren bir rehber...
‘İzle beni!’ diyor...
Kurán son ilahi kelam...
Saf gerçeği anlatıyor...
Rabbin seninle konuşuyor!
Peki, ne söylüyor?
Bilmek istemez misin?

GENÇLER İÇİN LÜGAT



Gençler İçin Lügat adını verdiğim bu eseri temel kaynaklarımızda kullanılan ama yeni nesillerce bilinmeyen kelimeleri sade bir dille tanımlamak maksadıyla hazırladım. 
Her kelimenin eserlerdeki yerini buldum, karşılıklarını siyak ve sibakına, yani öncesine ve sonrasına bakarak yazdım.  
Risalelerde bulunmayan ama günümüz düşünce dünyasında boy gösteren önemli kelimeleri de lügate aldım ve tanımladım.
Hacminin kabarmaması ve kolayca kullanılabilir olması için, manaları veciz bir dille anlatmaya çalıştım.  
Bu kitap yıllarca süren bir çabanın meyvesidir. Dilerim, ruhları aydınlatan Nur pınarlarıyla hakikat âşıkları arasında bir köprü olur. 

15 TEMMUZ HATIRASI...

15 Temmuz gecesi saat 23.00 sularında darbe haberini aldım. Üç twit yazıp insanları meydana davet ettikten sonra Sakarya vilayet binasının önüne gittim ve gün ışıyana dek nöbet bekledim. Milletim için tam bir şahlanış gecesiydi.