...

ÖMER SEVİNÇGÜL
Yazar ~ Writer
Taze ruhların yazarı ~ Raflarda yirmi altı adet kitabı var. ~ Eserleri İngilizce, Arnavutça, Arapça, Boşnakça ve Almancaya çevrildi.

omersevincgul@gmail.com

Instagram

Twitter

Facebook

YouTube

🔻
KitapTemin

MERVİN 1 - BENİ ARARSAN BULURSUN

İsmim, Mervin... Annem vermiş bana bu adı. Bir İngiltere gezisi sırasında Mervin isimli güzel bir çocuk görmüş.
“Henrik, bir oğlum daha olursa ismini ben vermek istiyorum” demiş babama.
“Peki, Emma” demiş babam. Büyük kardeşime Herman adını veren babammış çünkü.
Bu kısa diyalogdan iki yıl sonra ben gelmişim dünyaya. Hastane odasında yatıyormuş annem.
Bana sımsıcak sarılmış “Mervin, hoş geldin yavrum” diyerek.
Şiir okur gibi, şarkı söyler gibi telaffuz ederdi adımı. Güzel sesi hâlâ kulaklarımdadır.
Mervin derken heceleri her defasında başka türlü uzatır, şirin melodiler oluştururdu.

مرفين1 “إن تبحث عني تجدني”

اسمي “مرفين” اختارته لي أمي، كانت تتغنى به، تناديني
كأنها تطلق أنشودة جميلة بألحان يحب أي أحد أن يسمعها….
إلى أن زارها الموت وحينها لم أكن أعلم ماذا يعني الموت؟!
والآن عندما أخذ مني من كانت تتغنى بأسمي فهمت وعرفت ماذا يعني.
كان يقول والد مرفين دائمًا أنه أذكى من سنه وكان يتعامل معه على هذا الأساس
حتى أحضر له زوجة أب قاسية وذات يوم عندما بلغ مرفين السابعة أخبره والده..
“أستعد ستذهب للمدرسة” وكانت المدرسة طوق النجاة له للهروب من البيت
ومن قسوتها وبداية لحياة مختلفة بإنتظاره…


Mervin - Beni Ararsan Bulursun adlı kitabımız Arapçaya çevrildi ve yayımlandı. https://www.darmolhimon.com/


MERVİN 2 - ESARETTEN KURTULUŞ

Amerikan askerlerinin esiriydim artık. Kendi kendime “Keşke ölmüş olsaydım!” diye hayıflanıyordum.
Hem ruhen hem de bedenen tükenmiş bir hâldeydim. Beni büyük bir meydana götürdüler.
Bütün esirleri oraya topluyorlardı. Öbür esirlerin yanına yaklaştım.
Yüzlerinde son üç günde şiddetlenen çetin çarpışmanın izlerini görmek mümkündü.
Etrafıma bakındım tanıdık birini görebilir miyim diye. Başı sarılı bir subay adayına yaklaştım.
Kampa getirilirken yarası yeniden kanamış, sargıyı kıpkırmızı etmişti. Yüzü solgundu.
“Sağ kanattaydın sanırım” dedim.
“Evet.”
“Kaybınız çok mu?”

MERVIN „DU FINDEST MICH, WENN DU MICH SUCHST“

Die abenteuerliche Geschichte eines Jungen, der mit fünfzehn Jahren als Offiziersanwärter am Krieg teilgenommen hatte, der die schlimmsten Gräueltaten und die unstillbaren Schmerzen erleben musste... der die Existenz schonungslos hinterfragte, der aber auf der Suche nach seiner Persönlichkeit trotz aller Widerstände den Fortschritt wählte, der, nachdem er die bittersten Entbehrungen erleben musste, den Grund des Seins und der Liebe entdeckte, der ein unvergleichbarer Charakter war...
Sie werden Mervin nach der Lektüre dieses Buches, das in einer einfachen und dynamischen Sprache geschrieben wurde, aus nächster Nähe kennen lernen, werden Zeuge seines aufregenden Lebens und ich bin sicher, Sie werden ihn lieben...

Mervin - Beni Ararsan Bulursun adlı kitabımız Almancaya çevrildi ve yayımlandı.

مرفين2 “النجاة من الأسر”

لقد تضاءلت فرصتنا بالهرب فكنا نصبر أنفسنا ببيت شعري ل “شيلر”
“إن الإنسان وإن جاء إلى الدنيا مكبلاً فإنه حر دائمًا”
انتهى بي الأمر أسيرًا بيد الأمريكان، حينها تمنيت لو كنت ميتًا!
في الأسر قابل مرفين ما لم يمكن أن يخطر على بال أحد كان يواجه الموت
ربما يوميًا. مات كثيرين من زملائه لكن بقى هو على قيد الحياة ليواجه مصيره
ويفعل كل ما بوسعه للبقاء على قيد الحياة، شرط أن تكون شجاعته أقوى من الموت!

Mervin-Esaretten Kurtuluş adlı kitabımız Arapçaya çevrildi ve yayımlandı.
https://www.darmolhimon.com/


'MERVIN' SEARCH, AND YOU WILL FIND ME

Mervin is a story of the development of a young german officer during World War II. We are taken in this life from his rose-colored years of naivete and innocence through his experience first hand with the destruction and atrocities of war. We live his life with him as he grows up as a young man in Nazi Germany going to university in the midst of the rise of the Third Reich. We are with him when he falls in love for the first time and when he holds a weapon for the first time. We are captured and taken to a prison camp along with him, and likewise we too are able to make our escape when he does.
We are next to him the first time he meets an American soldier. All of these events and images together make up the portrait of Mervin, a young man who is seeking himself and finding meaning in a world which has been left in smoldering ruins around him. From those ruins, like his country and his world, he begins to rebuild himself.

Mervin - Beni Ararsan Bulursun adlı kitabımız İngilizceye çevrildi ve yayımlandı.

الحياة الأبدية تنتظرك

هل تخشى الموت؟ هل تخشى من الحياة بعد الموت؟
هل تعتقد انه بعيد عنك؟
ان الموت يشبه الصديق هو معك دائمًا يرافقك في كل خطواتك
ربما يقبع بداخلك ويلازمك … ليس الموت لتخشاه او ليكدر صفو حياتك
عندما تنظر للحياة بعد الموت بنظرة مختلفة ستتوقف عن القلق ستتوقف عن
الخوف ربما تصل لدرجة إيمانية معينة تجعلك تشتاق إلى الموت وإلى الحياة الأبدية
تشتاق أن تخرج من سجن الجسد إلى الرحب وإلى عالم آخر عكس العالم الذي نعيشه
أمامك فرصة لتغيير نظرتك حول الموت في هذا الكتاب….

Sonsuz Hayat Seni Bekliyor adlı kitabımız Arapçaya çevrildi ve yayımlandı. https://www.darmolhimon.com/

DAS EWIGE LEBEN WARTET AUF DICH!

Ich weiß, manchmal ist dir die Welt zu klein…
Die Flügel deiner Seele berühren den Himmel…
Du glaubst inständig, dass das ewige Leben auf dich watet!
Du brauchst ein Buch, das deine Sprache spricht und genauso frei ist wie du selbst…
Ich galube, wir könnten gute Freunde werden…
Was meinst du?

Not: Sonsuz Hayat Seni Bekliyor adlı kitabımız Almancaya çevrildi ve yayımlandı.


THE ETERNAL LIFE AWAITS YOU

A book that relieves you from the fear of death.....
....
You are an intelligent person..... One who reads, thinks, and wants to understand the meaning of life.... Your mind just won’t settle down..... You have questions, interrogations.... You don’t want to be just anyone. You ask “Who am I? Why am I in this world, where am I heading, What will happen after death?” You can’t live without thinking... You can’t stop the voice of your heart... I know, sometimes you can’t even fit into this world.... The wings of your heart touch the skies..... You believe with all your heart that an eternal life awaits you... 
You need a book which talks in your language, that has answers for all your questions, a book that “is as free as you”.... What do you say, it seems to me that we could be good friends...

SONSUZ HAYAT SENİ BEKLİYOR


"Seni bir arkadaşım tavsiye etti. Uzun zamandır görüşmüyorduk kendisiyle. Bir kafede buluşmuştuk. Eskiden, buhranlarım hafifken, henüz ilerlemeden önce. 
Durumumu biliyordu. Bir ara seni anlattı bana. “Mektup yazabilirsin, yadırgamaz” falan dedi. Israr etti yazayım diye.  
Günlerce tereddüt ettim. Bazı yazılarını gördüm, okudum. Hoşuma gitti. Sonunda sana yazmaya karar verdim. 
Yazma kararımda rüyamın da önemli etkisi oldu. Ben pek rüya görmem aslında. Fakat bu kez gördüm işte. Kimseye anlatmadım. Sana anlatabilirim.   
Dümdüz bir ovadaydım. Yürüyordum. Ovanın sınırları görünmüyordu.

SAKIN ARKANA BAKMA!

Lisede yatılı öğrenciydim. Hep birbirine benzeyen günlerim ya okulda ya da okulun yanı başındaki yurtta geçiyordu.
Her gün belli bir saatte etüdümüz vardı. Beş kırk beşte başlar, bir saat sürerdi. Yatılı öğrencilerin katılması zorunluydu. Bu özel saatte dersimize çalışır veya çalışır gibi yapardık.
Başımızda mutlaka bir öğretmen bulunur, bizi denetlerdi. Bunlar genellikle yurdun çatı katında kalan bekar öğretmenler olurdu.
Yine etüt sınıfındaydık. Cuma günüydü. Dışarıda dondurucu bir hava vardı. Derin bir uğultuyla esen şiddetli rüzgar sınıfın pencerelerini sarsıyordu.

KULLUĞUM SULTANLIĞIMDIR

Zaman kim bilir ne zamandı. Bir adam bana “Niçin namaz kılıyorsun?” diye sordu.
Sebebini anlatmadan önce “İlletini mi öğrenmek istiyorsun, hikmetini mi?" dedim.
Şaşırdı. "Bu da ne demek oluyor?" dedi.
"İllet, hakiki sebep, demektir. Hikmet ise, gözetilen fayda ve menfaat" diye kısaca açıkladım.
"Şu hâlde illeti nedir?"

İMA NEKO KO TE VOLİ

Kada počneš pitati pitanja kao što su: „Kakvo je značenje života, odakle ja dolazim, šta će se desiti nakon smrti?“, jedini odgovor koji dobijaš jeste: „Jesi li ti luda?“. Ili ti mogu reći: „Jesi li se posvađala s dečkom?“. Ne mogu zamisliti da se i normalni ljudi mogu raspitivati o životu... Kao da mi je stalo do njih!
Jedna pametna djevojka... Ona čita knjige... Misli... Postavlja pitanja... Niti vjeruje, niti odbacuje vjerovanje... Kolebljiva je... Interesuje je književnost... Piše radove... Zainteresirana je i za filozofiju...Jednog dana upoznaje jednog pisca preko Interneta. On je veoma interesentan čovjek čiji se životni stil sastoji od čitanja, razmišljanja i pisanja...
Unatoč tome što nikada nije vidjela piščevo lice, među njima se razvija jaka veza... Jedno drugom pišu o svim životnim temama... Kako vrijeme teče, tako i teme postaju dublje i interesantnije... Jedna originalna knjiga koja se dotiče fundamentalnih pitanja, koja se u svakom vremenu tiču svakog čovjeka...
To je esej zajedničkog razmišljanja... Priča o potrazi za istinom... Na taj način se obraća svojim čitateljima...
„Ako dovoljno raširiš svoje ruke, nikada nećeš biti sam, ako nikada ne ostaneš bez nade, letjeti ćeš bez krila... Ako živiš onako kako vjeruješ, nikada nećeš postati rob... Naći ćeš sebe svaki put kada kreneš u potragu za istinom...  Shvatit ćeš život onog trena kada shvatiš cvijet... Ako svoje srce budeš držao toplim, nećeš ni goriti... Zapravo, ti si jedna knjiga, ako znaš kako trebaš čitati...“

www.rejhan.net

DU BRAUCHST EINE NEUE WELT!

Lies! Lies das Leben ... 
Lies dich selbst ... 
Lies das Universum ...
Lies das Buch ... 
Widersetze dich allem, was jenseits der Realität liegt.
Halte dich an der Wirklichkeit, mache dich frei. 
Sei kein gewöhnlicher Mensch. Sei grundehrlich.
Falle auf Lügen nicht herein und bleibe nicht auf der Oberfläche.
Vertiefe deine Gedanken.
Höre! Das Leben spricht zu dir.
Schau! Du hast eine Nachricht erhalten.
Lies! Das letzte Buch ist für dich herabgestiegen...


SONRA BİR GÜN O GELDİ

"Zihnimi kurcalayan bir sorum daha var, umarım cevap verirsin. Yine peygamberlerle ilgili. Farklı zamanlarda pek çok peygamber gönderilmiş. Neden öyle? Tek peygamber yetmez miydi?"

Hayır, yetmezdi. Muhataba göre hitap önemli bir edebiyat kuralıdır. Talebenin durumuna göre hoca tayin edilir. Verilen dersin seviyeye uygun olması gerekir.
Eğitimde yaşın büyük önemi vardır. Beş yaşındaki çocukla on sekiz yaşındaki delikanlı bir tutulmaz.

İNANIYORUM ÖYLEYSE VARIM

"Belgesel izlerken dikkatimi çekti. Kimi bilim adamları bilimi biricik ölçü saydıkları için dinin ileri sürdüğü verilere inanmıyor, kendinden emin bir biçimde 'bilim nesneldir' diyorlar."

'Bilimcilik' deniyor bu felsefeye. Bilimi, bilgi elde etmenin tek yolu olarak gören bir anlayış.
Tamam, bilimsel bilgi gözlem ve deneye dayanır, öyle elde edilir, buna kimsenin itirazı yok.
Sorun, konusu sadece madde olan bilimin kurallarını, ilkelerini, yöntemini her alana uygulamak isteyen bazı bilim adamlarında. Pozitivizmi anlatırken bu konudan da bir parça söz etmiştim, hatırla.

ES GIBT „JEMANDEN“, DER DICH LIEBT

Ein Schriftsteller und ein junges Mädchen, das davon träumt, Schriftstellerin zu werden... Und in der Umgebung der beiden eine ganze Reihe interessanter Typen... Die Erlebnisse werden sowohl tatsächlich gelebt als auch aufgeschrieben... Wir blicken durch die Augen der Protagonisten auf das Leben... Das Mädchen bereitet sich gerade auf das Abitur vor... Sie muss wichtige Entscheidungen für sich treffen... Manchmal gerät sie in eine Krise, rebelliert dann laut... Aber die Zeit bleibt nicht stehen, das Leben wartet nicht...
Die anstehende Entscheidung muss so schnell wie  möglich getroffen werden... Die beiden reden über Philosophie, über den Menschen, über das Schicksal... Manchmal ereignen sich interessante Dinge, interessante
Figuren betreten die Bühne und sind Gast in diesem Buch...
Ein Buch, das jeder Jugendliche lesen sollte, der sich selbst besser kennen lernen und seine Begabungen entwickeln möchte, der auf der Bühne der Welt die für sich bestens geeignete Rolle auszusuchen wünscht...

SENİ SEVEN BİRİ VAR

"Sanal bir ortamda karşılaşmak, tanışmak... Garip ama güzel... Yazını okudum, düşündürdü beni. İçimde bir yerlere dokundu sözlerin...
Kimim ben, tanımıyorsun. Ben kendimi tanıyor muyum sanki… Zamanla tanırsın elbette. 
Ben şuyum, ben buyum demek yakışıksız olur. Kişi kendine tarafsız gözle bakamıyor. Denedim ben, olmuyor.  
Kendimi tanımlamak da ayrı sorun. Bir insanım işte. Okul, sınavlar, arkadaşlar... Sürüklenip gidiyorum.   
Bir söylence var ya hani, bengisu arıyor bir adam, ölümsüz olmak için. Ona yakın hissettim kendimi. Ben de bengisu arıyorum.

SANA YENİ BİR DÜNYA GEREK

"Vakit gece yarısını geçti. Pencerem açık. Uzaklardan hüzün dolu bir şarkı sesi geliyor. 
İçimde tanımlanamaz bir daralma var. Bir el kalbimi sıkıyor sanki.  
Ruhum kabına sığmıyor bu gece. Oda, ev, şehir, dünya, evren dar geliyor bana. 
Bir yolculuk etmek, buralardan, kendimden, her şeyden uzaklaşmak, bir yerlere gitmek istiyorum. Nereye, bilmiyorum. 
Hani, odaya bir arı girer de sonra çıkmak ister, açık pencereyi bulamaz, cama çarpar durur ya, işte öyleyim ben de. Sınırlarıma çarpıp duruyorum. Biri bana açık pencereyi gösterse! 

THERE IS ONE WHO LOVES YOU

Then one day she meets a guy on the internet. He is an intelligent, writer, who has similar interests, whose lifestyle is actually based on these interests.
Then there comes a strong connection, chemistry between them... This book is a door to a journey that they started together... a story of searching for the truth.
...
“To come across and meet in a virtual world… Weird but nice… I read your writing, it made me think. Your words touched some place inside of me…

You do not know who I am. It’s not like I know myself either.
Of course, you will get to know me in time. It would be wrong to say I am like this. One cannot look at one’s self objectively. I have tried it, it just doesn’t work that way.

HER ŞEY ÂNINI BEKLER


"Kaderi konuşmak kesinlikle yasakmış. Dindar dayım öyle dedi. Yanıt vermedi sorularıma. Hadis varmış. “Kaderi konuşmayın” diyormuş. Fakat ben konuşmak istiyorum. Zihnim bulanık. Sorularım var. Kuşkularımı gidermem gerek."

Evet, öyle bir rivayet var. "Kaderi tartışma konusu yapanlarla ne oturun ne de bu konuyu konuşun" diyor.
İnsanın yararına olan bir uyarıdır bu. Zira kader konusu ince ve derin sırlarla dolu. Herkes her meselesini tam anlamaz, anlamayınca şüpheye düşer.
Şüphe ise zamanla kalbi çürütür, insanı küfre kadar götürür. Hadis, ekseriyetin imanını muhafaza için varit olmuştur.

SIRADAN BİRİ OLMAK İSTEMİYORUM

Kimi zaman bu sorulardan, sorgulamalardan o kadar sıkılıyorum ki, düşünmeden yaşamak istiyorum bir böcek gibi. 
Bilmek de yetmiyor, bildiklerimi uygulamaya gelince işler iyice sarpa sarıyor. Bazı kararlar veriyor, yapamıyorum. Kafam çok karışık... 
Seninle konuşunca biraz rahatlıyor, beynimi kemiren kuruntulardan kurtuluyorum. Sonra yine saldırıyorlar, arılar gibi."

Sen böcek olamazsın ki. Böcekler düşünmeden yaşayabilirler ama sen, asla!
Çünkü insansın, çünkü geçmişi hatırlar, gelecekten kaygı duyarsın.

SANA HAYRET YAKIŞIR

"Sedat rahat durmuyor. Tepeden tırnağa ego. Gündemde olmayı ve gündemde kalmayı seviyor. Gözler üzerinde olsun istiyor. 
Sınıfta bir tartışma başlattı. Müslüman toplumlarının bilimde, teknikte geri kalışının, fakir oluşunun suçunu İslam’a yüklemeye çalıştı. 
Ben itiraz ettim. Sınıf ikiye ayrıldı. Kimi onu destekledi, kimi beni. Ben senin fikrini merak ediyorum."

Sorunu irdelemeye temelden başlayalım… Bilim ne yapar? Maddi varlıkları inceler, aralarındaki örtülü yasaları bulur, anlar, tanıtır.
Kâinatta mükemmel bir ahenk var. Her iş bir kanuna bağlanmış. Bu nizam, bu düzen olmasa bilim de olmazdı.

BENİ BANA BIRAMMA

"Bu gece elektrikler kesildi, odam zifiri karanlık oldu. Birden ölümümü hatırladım. 
Karanlıkla ölüm arasında nasıl bir ilişki var bilmiyorum. Ölümü kara ve karanlık gösteren sanat eserlerinin etkisi sanırım. 
Uzun harmanisine bürünmüş, başı kukuletalı Azrail görüntüsü geldi hayalime. Kimi ressamlar böyle çiziyorlar.
Masamın çekmecesinde doğum günümden kalma mumlar vardı, birini yaktım. Not defterim ve kalemim başucumda duruyor zaten.
Sonra da oturdum kısa bir yazı yazdım. Her zamanki gibi şiirle nesir arasında gidip geliyor. Hadi oku bakalım…

BİR GİZLİ HAZİNE İDİM

Yaz tatilim başlamıştı. Bir sabah vakti kasabadaki evimize döndüm. Beni kapıda gören annem sevincinden ağlamaya başladı. Babam yurt dışındaydı. Ben okul için evden ayrıldıktan sonra annem büsbütün yalnız kalmıştı. Gelişim onu çok sevindirdi. Birlikte kahvaltı ettik. Sofrayı kaldırdıktan sonra büfenin çekmecesinden bir paket çıkardı, önüme koydu.
"Bu nedir anne?" dedim.
"Bilge verdi, sana iletmem için."
"Ne var içinde?"
"Bilmiyorum."
Paketi heyecanla açtım. İçinden bir mektup, bir de defter çıktı. Önce mektubu okudum.

YAZAR OLMAK İSTİYORUM

Her kitabın bir hikâyesi vardır. Kimini biliriz, kimini bilmeyiz. Burada elindeki kitabın yazılış hikâyesini anlatacağım. Ben de varım bu ilginç öyküde.
Ben kim miyim? Bir editörüm. Yazardan gelen metni yayına hazırlayan, dikkat edilmedikçe farkına varılamayan yayınevi çalışanı. Bir yüzü yayınevine, bir yüzü yazara bakan gizli özne. Neyse, kendimi bir yana bırakıp olayı anlatayım.
Kısaca 'arayış serüveni' diyebileceğim olaylar zinciri tanımadığım bir hanımın telefonuyla başladı. Yazarlarımdan biri hakkında bilgi istiyordu. Meraklıydı. Heyecanını sesinden anlamak mümkündü.

SIRLAR MAĞARASI

Bilmem hatırlar mısın, bir gün bana "Bilge, sana seçenek sunulsaydı hangi zaman dilimine giderdin?" diye sormuştun. Ben de sana "Peygamberimiz ve arkadaşlarının yaşadıkları döneme gitmek isterdim" demiştim.
"Madem öyle, niye gitmiyorsun? Daha önce, sana öğretilen tılsım sayesinde Misal Âlemi'ne girmiş, başka zamanlara gitmiş, yaşadıklarını bana anlatmıştın. Yine gidebilirsin" demiştin.
Evet, öyleydi. Haklıydın. Tılsımı okuyarak Misal Âlemi'ne geçebiliyorum. Fakat her istediğim yere gidemiyorum. Denedim, izin verilmedi. Umudumu kesmeden. Tılsımı ısrarla okudum.

OHNE DICH, ABER DOCH MIT DIR

Ich weiß nicht welchen Nutzen meine weit abseitige Seele von deinem Lesen des Heftes erwartet, das zu dir gekommen ist um mich dir mitzuteilen. Obwohl ich nicht bei dir bin, während ich diese Zeilen schreibe, ist es dennoch schön dich bei mir zu fühlen und zu wissen, dass du dich beim Hineinblicken in das Heft mit mir beschäftigst. Kläglich und schön! Genauso kläglich und schön wie die Gefühle bei der Beobachtung der sich vollkommen in Gelb verwandelnden Natur im Spätling. So kläglich und schön wie das Betrachten des Sonnenuntergangs und das Zerfallen der Blütenbl.tter einer reifen Rose.

Not: Türkçe adı Sensiz Ama Seninle olan bu kitabımız, Kültür Bakanlığı'ımızın çeviri desteğiyle Almancaya çevrilmiş ve Almanya'da yayımlanmıştır.

BENİ YALNIZ SEN ANLARSIN

Kentin kalabalık caddelerinden birindeydik. Önümüz sıra yürüyen bir adamı işaret edip sordu arkadaşım:
“Şu adamı tanıyor musun?”
“Yüzünü göremiyorum ki” dedim.
Biraz hızlandık, yanından geçerken dikkatle baktım.
“Hayır, tanımıyorum” dedim.
“İsmi, Dilaver. Bir hayli meşhurdur. Herkesin gözdesidir. Paylaşılamıyor.”
“Niye öyle?”
“Kasap havası oynar. Bir numaradır. Düğünlerin aranan adamıdır. O geldi mi ortam şenlenir. Senin ilgi alanına girmiyor, belki bilmezsin, yöremizde önemli bir meziyettir bu. Dilaver dendi mi akan sular durur. El üstünde tutulan adamdır. Kendisi de değerinin farkındadır. Nazlanır, yalvar yakar götürürler.”

KALBİNİN SESİNİ DİNLE

Odada yanan sobanın sesinden başka ses yok. Elif kız ödevini yapıyor. Yere yüzüstü uzanmış, elinde kalem, önünde defter. Sevimli kafasında düşünceler. Dalıp gidiyor arada bir.
Bugün sekiz yaşına bastı ama ayakkabısı hâlâ eski. Annesi, partal ayakkabılarını göstermiş, “Baban yenisini alacak” demişti oysa.
Niye alınmadı ki?
Göz ucuyla annesine, babasına bakıyor.
Tüm anneler, babalar böyle midir?
Eskiden evet, babalar sadece baba, anneler sadece anne, evler sadece evdi.
Fakat artık değil.

SENSİZ AMA SENİNLE

Kızıl saçlı güzel kadın, bir zamanlar sevdikleri ve sevenleriyle dolu olan bu evde şimdi yalnızdı.
Kalbinde bir daralma hissedince bahçeye çıktı. Patika yolu takip ederek havuza kadar yürüdü.
Bir ıhlamur ağacının altına oturdu. Ellerini yere koyup kollarını destek yaparak gökyüzünü seyretti bir süre.
Güneş guruba meyletmiş, batı tarafında ay bir erkenci yıldızla birlikte belli belirsiz görünür olmuştu.
Tepeleri altın sarısı ağaçların gölgeleri uzamış, çimenleri kaplamıştı.
Havuza akan suyun şırıltısını dinlerken kalbini akşamın hüznü kapladı. Hatıraları canlandı.

HER YERDE SENİ ARADIM

Sana postayla gönderilen defteri okuduktan sonra önünde iki şık belirecekti. Ya hiç ilgilenmeyecektin ya da beni merak edip aramaya başlayacaktın. Belli ki ikinci şıkkı tercih etmişsin. Ne güzel!
Sensiz geçen ömrümden izler taşıyor bu defter. Deneyimlerim, gözlemlerim, duygularım, düşüncelerim var içinde.
Bir sıra gözetmedim. İçimden ne zaman ve nasıl gelirse öylece yazdım. Bazen kendimi anlattım, bazen başkalarını. Ne söylemişsem sana söylemişimdir, senin bilmen içindir.
Kendime hitap ederken bile dinleyenin sen olduğunu düşündüm. Üslupları farklı da olsa her parçasına kendimden bir koku, bir ses, bir nefes bıraktım.

HAYAT SEVİNCE GÜZEL

İlkokulu bitirdikten sonra, öğrenimini sürdürmek isteyen her çocuk gibi ben de ortaokulu okumak üzere on altı kilometre ötedeki ilçeye gitmek zorundaydım.
Babam benim için minnacık bir ev kiralamıştı. Duvarları toprak sıvalı, tek odalı bu eski evde yalnız kalıyordum. Başımın çaresine bakmak zorundaydım.
Eşyalarım ise bir kilim, bir eski dolap, bir iki parça mutfak malzemesi, bir yatak ve bir odun sobasından ibaretti.
Karyolam yoktu. Sabahları yorganı, döşeği katlayıp bir elma sandığının üzerine koyuyor, akşamları yere serip yatıyordum.
Ütüm yoktu, pantolonumu akşamdan biraz ıslatıyor, döşeğin altına koyuyordum, ütülensin diye.

LIFE IS BEAUTIFUL WHEN ONE LOVES

If you are the type who enjoys small details, curious about the colourful, inspiring lives of others, and if you want to read a book with a true Mediterranean soul, then this is for you!

ALIZARIN
I was in year ten. All I had was two shirts. One was old and I would wear it at home. The other was pretty new and I used to wear that when I would go to school.
Our relative, who was working in Germany, had given it to my mum. “Look, it’s brand new… Let the kid wear it” he had said.
Well, actually it was pretty big for me but who cares, it was new. And it’s size wasn’t obvious under a jacket.
I hadn’t even cared as it was a summer shirt, I used to even wear it in the middle of winter. The shirt was green, one of those “greens” which grabbed everyone’s attention.

UYKUMU GERİ VER!

Sen hayat nedir bilir misin yeğenim?
 
Bahar yıllarımdı. Yazar olmak arzusuyla yanıp tutuşuyordum.
Babam örtülü biçimde, annem açıkça karşı çıkıyorlardı bu niyetime. Benim daha tutarlı, daha garantili, daha kârlı bir meslek edinmemi istiyorlardı.
Dayım evimize geldi bir gün. Babam evde yoktu. Annemin meşhur patlıcan musakkasını birlikte yedik.
Kahve faslında ikisi sohbete başladılar. Daha doğrusu annem konuşuyor, dayım dinliyordu. Bazen bir iki cümle söylüyor, sonra biteviye susuyordu dayım.
Dikkat ettim, söz söylemek lüzumsuzmuş da mecbur kalmış gibi konuşuyordu. Yahut vakitsiz uyandırılmış da uykusu varmış gibi. Ağzından çıkan her kelime kendisine acı veriyordu sanki.

ANNE NEDEN KEDİLERİN ELLERİ YOK?

Uyanır uyanmaz yanıma geldi. Benimle konuşmak istedi. “Bana deli diyorlar, biliyorsun” diye başladı söze. “Deli miyim, bilmiyorum. Belki öyleyim. Beni buraya getirdiler. Umursamadım. Nerede yaşadığımın önemi yok.
Tamam, diyelim deliyim. Deliler de insan. Saygı lazım. Onların da özel alanları var. En azından benim öyle. Sırlarım… Sırları… İnsan biraz da sırlarıdır.
Doktorlar sürekli soruyor, durmadan zorluyorlar… Yine de içimden geçenleri söylemiyorum. Yoruyorlar beni. Yorgunum. Sıkılıyor, başka şeyler anlatıyorum.
İnsanı makine sanıyorlar. Bozuldu, hadi tamir edelim. İnsanım ben, insan! Hayallerim, duygularım var. Hem, anılara da saygı gösterilmeli. Saygı, evet.

GİZEMLİ GÖLGELER ÜLKESİ

Bir yaz günüydü. Parka gitmiş, bir ağacın altına oturmuştum. Biraz ileride iki adam vardı. Yanlarında getirdikleri termostan çay doldurmuş içiyorlar ve aralarında sohbet ediyorlardı. Sesleri bana kadar geliyordu.
Konuşmaları ilgimi çekti. ‘Deli Filozof’ diye andıkları bir adamdan söz ediyorlardı. Esmer benizli ve yaşlı olan adam, daha genç olana bilgi veriyordu. 
Felsefi konular hakkında doymaz bir merakım vardı. Daha bir dikkatle dinlemeye başladım. Sesleri inişli çıkışlı olduğu için bazı sözleri anlayamıyordum.
Cesaretimi toplayarak yanlarına gittim. 'İstemeden de olsa konuşmalarınızı dinledim. Deli Filozof diye birinden söz ettiniz. Kimdir bu adam? Nasıl biridir?' diye sordum.

SIRLARLA DOLU BİR ADAM

Komşumuz sırlarla dolu bir adamdı. İsmini bilmezdim. Her görüşümde bana hayaletleri, cinleri, perileri, vampirleri, zombileri hatırlatan eski evinde yapayalnız yaşardı.
Bahçe kapısından nadiren çıkar, yere bir şey düşürmüş de onu arıyormuş gibi önüne baka baka yürürdü.
Onunla karşılaşmamaya özen gösterirdik. Yüksek duvarlarla çevrili bahçesine kazara topumuz yuvarlansa, girip almaya cesaret edemezdik.
Geleni gideni yoktu. Kasabamıza başka bir memleketten göç etmişti.
Mahallede ‘Cinci’ lakabıyla anılırdı. “Emrinde cinler varmış. Ne dese yaparlarmış” derdi annem.
“Bir peri kızıyla evliymiş. Ecinniler dünyasında çocukları varmış” derdi yaşlı komşumuz Hüsniye Teyze.

KOLAY, KISA, KEYİFLİ FELSEFE

Oku Beni!

Evrenin özüdür, bilincidir, aklıdır insan. Sınırsızca isteyen, özgürce seçebilendir.
Kâinat ağacının en mükemmel meyvesi olalı beri dur durak bilmiyor, sürekli var oluş nedenini arıyor.
Her düşünür bir çığır açmış ardı sıra gelenler için. ‘Gerçek benim!’ demiş.
Karakterinin, mizacının, yaşantısının, duygularının gölgesi vurmuş felsefesine.
Her biri kendi yoluna, izine, izmine çağırmış insanları. Birileri kabul edince filozofun görüşlerini, solo koroya dönüşmüş, ‘ben’ olmuş ‘biz’.
Ben veciz konuşmayı seven bir kitabım... Felsefenin özünü, özetini, temelini anlatıyorum sana.

SHORT, EASY, FUN PHILOSOPHY

Read Me!
Man is the essence, conscious and mind of the universe. He is the one who can want without any limits and choose freely. Since he has become the most mature fruit of this eternal universe, he does not stop at anything and has been searching ever since for the reason of his existence.
There are paths before the mind and every single thinker opened a new path in his own way for those who followed him. And each has said, “Mine is the truth!”.
The shadows of their lifestyles, emotions and dispositions have reflected onto their philosophies. Each of them called their audiences to their own path and way.

ALLES WARTET AUF SEIN MOMENT

„Ach, ich! Gib deinem Leben Sinn. Zähle die Augenblicke deines Seins. Nimm das Leben leicht, als sei es eine Feder. Überlasse dich den Wogen des Schicksalsozeans. Tu nur, was du tun muss und warte dann. Sei nicht gierig! Wenn du zappelst, gehst du unter. Leidenschaften beschleunigen deinen Sturz. Ergebe dich!“

VERTRAUE DICH DEM BESITZER DEINES HERZENS AN

Du bist in der Ferne und vielleicht ist genau das der Grund, weshalb ich dich so vermisse. Hätte ich dich gefunden und wäre bei dir angekom men, würde ich mich dann immer noch so nach dir sehnen? Ich weiß es nicht. Vielleicht fände meine Sehnsucht
ein Ende, gefolgt von einer tiefgreifenden Stille. Wie dem auch sei, mein Seelengefährte, Leuchtturm meiner dunklen Ozeane. Dein Schweigen hat lange gewährt. Erhöre mich endlich.

ICH KONNTE DICH NICHT DIR SELBST UBERLASSEN

Jeder Mensch ist ein Original, aber nur wenige wagen es, sie selbst zu sein.
Willst du anders sein als die anderen? 
Dann sei du selbst!

JA, KJO ESHTE JETA

Sırp zulmünün tüm şiddetiyle sürdüğü günlerde bu kitabın 1000 adedi -manevi destek amacıyla- Arnavutluk ve Bosna'ya gönderilmiş, Arnavutça bilen gençlere okutulmuştur.



15 TEMMUZ HATIRASI

15 Temmuz gecesi saat 23.00 sularında darbe haberini almış, üç twit yazıp arkadaşlarımı meydana davet ettikten sonra Sakarya vilayet binasının önüne gitmiş, gün ışıyana dek nöbet tutmuştum. Tam bir şahlanış gecesiydi. Daha önceki darbe ve muhtıralarda susmak zorunda kalan milletim, o gece tarih sahnesine çıktı ve ihanet şebekesine haddini bildirdi.