Huzursuzum. Büyük sınav beni bekliyor. Bir yandan okul, bir yandan dershane.Baskı altındayım. Kötü rüyalar görüyorum. Üniversite sınavına girmişim mesela, sorular kazık geliyor. Yapamıyorum. Kan ter içinde uyanıyorum.
Sen rahatsın tabi. Sınav gibi bir derdin yok. Oku, yaz, uyu, oh ne ala! Ne zaman ben de senin gibi olacağım!
Mutlaka kazanmam gerekiyor. Umutluyum gerçi, deneme sınavlarım süper. Kesin gözüyle bakılıyor kazanmama. Sorun, tercihlerde.
Babam örtülü bir biçimde baskı yapıyor. Tam bir işadamıdır. İşletme okumamı istiyor. Kendine yardımcı yapacak!
Teknik, ekonomik bilmem ne türü konuları sevmediğimi söyledim. Ben edebiyat ya da felsefe okumak istiyorum, dedim.
Dinleyen kim! Gereksiz buluyor bu alanları. Boş laf diyor. Bana sen lazımsın, diyor. Patron kızı patron olacak yani.
Kardeşim okusun işletmeyi, dedim. Yok, olmaz o, henüz küçük hem de gözü oyunda oynaşta dedi.
Haklı, durumu berbat. Notları çok kötü.Gerçi yurtdışında okumaya gönderir, ne yapar eder bir üniversite bitirtir ama çözüm değil.
Tartıştık biraz. İki gündür odama kapattım kendimi, kimseyle görüşmüyorum. Her akşam hem annem hem de babam kapıma geliyor, benimle konuşmak istiyorlar. Kaygılandıkları belli. Bırak kaygılansınlar! İnadım inat.
Bugüne kadar hep onların istediklerini yaptım. Ne dedilerse o oldu. Fakat bir nokta koymanın zamanı geldi. Büyüdüm artık. Kararlarımı kendim verebilirim. Bu hayat benim. Ben onların malı değilim. İşte bunu anlamıyorlar bir türlü. Konuşamıyoruz da.
Ben konuşmak isterdim küçükken, onların işleri başlarından aşkın olurdu, hep ertelerlerdi. Nihayet konuşmamayı öğrendim. Şimdi de niye konuşmuyorsun bizimle diyor, suçu bana yıkmaya çalışıyorlar. Yağma yok!
Hayır, benimle ilgili kararları onun vermesini istemiyorum. Gerçek anlamda kişilik sahibi olmak istiyorum ben. Özgür bir birey olmalıyım. Birileri belirlememeli yaşamımı, ben ne istersem öyle yaşamalıyım.
