Senin hayalini karşıma aldım mı kalemim coşuyor. Arkadaşına oyuncaklarını gösteren bir çocuk gibi davranmaktan kendimi alamıyorum. Dedim ya, beni yazarlık derdine giriftar eden sensin.
Gerçi bu arzu bende seni tanımadan önce de vardı. Muhtemelen zamanla geçip gidecekti. Fakat sen girdin âlemime, arzum ihtirasa dönüştü... Hafif esen sabah rüzgârı önüne geleni deviren bir fırtına oldu.
Sana gelemedim. Sana kendimi anlatamadım. Belki de yürekten istemedim bunu.
Biliyordum, hem de nasıl, sana gelseydim, duygularımı dile getirseydim, tarifsiz tutkumu gösterebilseydim, faraza sen beni kabul etseydin, vuslata erseydim, bendeki hayalin ölecekti.
Gerçek sen hiçbir zaman tutamayacaktın onun yerini.
Bir insandın nihayet. Sana bir anlam yüklemiştim. Beni derinleşmeye, düşünmeye, sorgulamaya, sezmeye, aramaya yönelten muharrik sebebim olmuştun. Uğruna her çileyi göze aldığım hayalimdin.
Benimle olsaydın, seninle olsaydım, belki hayallerim sönecek, emellerim kuruyacak, taharrilerim son bulacaktı.


















